İnfâk etmek, Cenâb-ı Hakk’ın pek fazlaca esmâ-yı hüsnâsının bir tecellîsidir. Bu sebeple infâk etmeyi sevenler Allâh’ın ahlâkıyla ahlâklanma yolunda büyük mesâfe katetmiş anlamına gelir.

Cenâb-ı Hak, biz kullarının infâk ehli olmamızı arzu buyurmaktadır. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hadîs-i kudsîde şu şekilde buyurmuştur:

“ALLAH -azze ve celle-; «Sen infâk et ki, Ben de sana infâk edeyim.» buyurdu. Allâh’ın hazîneleri geniştir. Tüm mahlûkâta verdiği rızıklar O’nun hazînesinden hiçbir şey eksiltmez. O, gece-gündüz ardı arkası kesilmez infaklarda bulunur. Semâ ile arzı yarattığı günden beri Allâh’ın infâk etmiş olduğu şeyleri düşünün! Bunlar, O’nun mülkünden hiçbir şey eksiltmemiştir.” (Buhârî, Tefsîr 11/2, Tevhîd 22)

TEBESSÜM ETMEK SADAKADIR

Cenâb-ı Hak büyük bir lutufta bulunarak, kullarına sadaka ve infak yollarını kolaylaştırmıştır. Nitekim ALLAH Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şu şekilde buyurur:

“Kardeşine karşı izhâr edeceğin tebessümün bir sadakadır. Emr bi’l-mârûf ve nehy ani’l-münker’de bulunman sadakadır. Yolunu kaybeden hiç kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü görmeyen âmâya yardımda bulunman sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (benzer biçimde şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.” (Tirmizî, Birr, 36/1956)

SAMİMİ İNFAK

Yâni bir mü’min, ister varlıklı ister yoksul olsun, samîmî bir halde isteyince kesinlikle infâk edecek bir şey bulur. İmkânı nisbetinde malından, canından, vaktinden, kuvvetinden, ilminden, kâbiliyetinden, sanatından, dilinden, kalbinden ve duâlarından infakta bulunabilir. İçtimâî plandaki refah, sükûn, birlik, beraberlik ve kardeşlik için, mü’minlerin îman heyecanı içinde infâkın her çeşidine çaba göstermeleri îcâb eder.

Unutmayalım ki, Hakk’ın rızâsı için meydana getirilen her türlü samîmî infak, en güzel âhiret azığı ve ebedî saâdet sermâyesidir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Uygarlığı 2, Erkam Yayınları

SADAKA VERMENİN ÖNEMİ NEDİR?

SADAKA VERMENİN ÖNEMİ NEDİR?