Gerçek fukara kimdir? Fakirle miskin arasındaki fark nedir? İşte özetlemek gerekirse cevabı: Yoksul, yiyeceği olan, miskin ise hiçbir şeyi olmayan yoksul anlama gelir. Buradan hareketle bugün, geçimini temin edecek bir işi olmayan miskin, işi olmasına karşın ondan elde etmiş olduğu gelirle geçinemeyen kimse ise fukara diye tanımlanabilir.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine gore  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şu şekilde buyurdu:

“Miskin, bir iki lokma yada bir iki hurma için kapı kapı dolaşan kimse değildir. Aslolan miskin, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi bulunmadığı halde, durumu bilinmediği için  kendisine sadaka verilemeyen ve kendisi de kalkıp insanlardan bir şey istemeyen  kimsedir.”[1]

Hadîs-i şerîf kapı kapı dolaşan bir şeyler toplamaya çalışan kimselerin Kitab ve Sünnet’te geçen “miskin” sayılamayacağını ortaya koymaktadır. Zekât’ın verileceği bölgeler sayılırken fukara ve mesâkin ayrı ayrı ve ard arda zikredilmektedir.

Burada “gerçek fukara” demek olan miskinin tarifi yapılmakta ve onun, kapı kapı dolaşmadığı, durumu bilinmediği için de kendisine yardım ulaştırılmayan iffetli fukara olduğu anlatılmaktadır.

Yoksul ve miskin tarifleri içinde İmam Şâfiî’nin tarifi daha bir dikkat çekicidir. O diyor ki; “Yoksul, kendisiyle geçinecek sanatı olmayan kimsedir. Miskin ise, san’atı olması durumunda onunla geçinemeyen ve çoluk evladı da olmayan kimsedir.”

Bir başka tarife gore; fukara, yiyeceği olan, miskin ise, hiçbir şeyi olmayan yoksul anlama gelir. Buradan hareketle bugün, geçimini temin edecek bir işi olmayan miskin, işi olmasına karşın ondan elde etmiş olduğu gelirle geçinemeyen kimse ise fukara diye tanımlanabilir. Sadece bu, tabiî gereksinimler çerçevesinde düşünülecek bir durumdur. Sun’î ya da abartılmış veyahut reklamların gereksinim olarak hissettirdiği durumlar burada söz mevzusu değildir. Eğer bu durum ölçü alınacak olursa, nerede ise her insanın fukara sayılması gerekir. Şu sebeple ihtiyaçlara sınır çizilemez. Hele lüks ve moda her an yeni yeni gereksinimler oluşturmaktadır.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1- Utandığı için iffetli davranıp hiç kimseye el açmayan fakirler üstün nitelikli insanlardır.

2- Sadaka ve yardımları, ehline vermeye çalışmak gerekir.

3- Kapı kapı dolaşıp bir şeyler toplamaya çalışmak, önceki hadiste belirtilen üç hal haricinde helâl değildir.

4- Çalışıp eline geçenle geçinmeye bakmak, tok gözlü davranıp kimseden bir şey istememek insan haysiyetine ve inanç izzetine yakışan asil bir darvanıştır.

[1] Buhârî, Zekât 25; Tefsîru sûre (2) 18; Müslim, Zekât 101,102. Ek olarak bk. Ebû Dâvûd, Zekât 24; Nesâî, Zekât 76.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları