“Bereket, büyüklerle beraberliktedir” denilmiştir.

İnsan, fıtıratı gereği her şeyi bilemez.

Hayat, tek başına yaşanabilecek kadar kolay değildir.

Yüce Yaratıcı varlığı birbirine muhtaç yaratmıştır.

İlim, irfân ve hayat tecrübesi olarak toplum içinde öne çıkan kimseleri dikkate almak, istişârelerine önem vermek, uyarılarını ciddiye almak, hatta hayır dualarına nâil olmak, son derece önemlidir.

Böyleleri hem saygıyı, hem sevgiyi ve hem de itibarlı bir konumda bulunmayı haketmiş kimselerdir.

Bu itibarla, özellikle millet ve ümmet sorumluluğunu üstlenme makamında bulunanların, bu mânevî kaynakları asla ihmâl etmemeleri ve kendilerine hakettikleri hürmet ve saygıyı göstermeleri, hem ferdî ve hem de içtimâî menfaat ve maslahatın tabii bir gereğidir.

ALLAH DOSTLARINA İHTİMAM

Ertuğrul Gâzî, Allâh dostlarına ihtimâm husûsunda oğlu Osman Gâzî’ye ve O’nun şahsında bütün haleflerine şu kıymetli vasiyette bulunmuştur:

“Bak Oğul! Beni incit, Şeyh Edebali’yi incitme!

O, bizim aşîretimizin mâneviyat güneşidir. Terâzîsi dirhem şaşmaz!

Bana karşı gel, O’na karşı gelme!

Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim; O’na karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz olur, baksa da görmez olur!

Sözümüz Edebali için değil, senceğiz içindir!

Bu dediklerimi vasiyetim say!”[1] [1] Osman Nuri Topbaş, Âbide Şahsiyet ve Müesseseleriyle Osmanlı, s. 25.

Kaynak: Adem Ergül, 365 Lider Davranış, Erkam Yayınları