Peygamber Efendimiz, Tebük’te okumuş olduğu hutbede Müslümanlar için hayırlı ve hayırsız şeylerden bahsetmiştir. İşte Peygamber Efendimiz’in Tebük hutbesi…

EN HAYIRLI MÜMİN KİMDİR? – DR. MURAT KAYA

Efendimiz, Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonrasında şöyleki buyurdular:

İnsanların hayırlısı, atının yada devesinin sırtında, ya da iki ayağının üstünde (piyâde olarak) ölünceye kadar Allâh yolunda cihâd eden (Allâh’ın dînini hidâyet bekleyenlere teblîğ eden)dir! İnsanların kötüsü de Allâh’ın Kitâbı’nı okuyup ondan asla faydalanmayan fâsık ve cür’etkâr kimsedir.

İyi biliniz ki, sözlerin en doğrusu, Allâh’ın Kitâbı’dır! Yapışılacak en sağlam kulp, takvâdır! Dinlerin hayırlısı, İbrâhîm’in -aleyhisselâm- dîni(İslâm)dır! Sünnetlerin hayırlısı, Muhammed’in sünnetleridir! Sözlerin şereflisi, zikrullâhtır. Kıssaların güzeli, Kur’ân(da olanlar)dır.[1] Amellerin hayırlısı, Allâh’ın yapılmasını istediği farzlardır. Amellerin kötüsü, bid’atlerdir. En güzel yol ve gidişât, Peygamber’in yolu ve gidişâtıdır. Ölümlerin şereflisi, şehîtliktir.

YANLIŞLARI EN ÇOK OLAN KİŞİ

Körlüğün en kötüsü, doğru yolu bulduktan sonrasında ondan sapmaktır. Azca olup yeten şey, oldukça olup meşgûl ederek Allâh’a tâatten alıkoyan şeyden hayırlıdır. Özür dilemenin kötüsü, ölüm gelip çattığı andakidir. Pişmanlığın kötüsü, kıyâmet günündekidir. İnsanların hayırsızı, Cumâ (namazı)na son olarak gelen ve Allâh’ı fena bir üslupla anandır. Yanlışları en oldukça olan, dili oldukça yalan söyleyendir.

Zenginliğin hayırlısı, gönül zenginliğidir. Azıkların hayırlısı, takvâ azığıdır. Hikmetin başı, Allâh korkusudur. Hikmetsiz (söz ve) şiir, İblîs’in işlerindendir. Hamr (içki), günahların her türünü bir araya toplayandır. (Fâsık) hanımefendiler, şeytanın tuzaklarıdır. (Terbiye olmamış) gençlik, delilikten bir bölümdür. Ribâ (fâiz) kazançların en kötüsüdür. Yemenin en kötüsü, yetim malı yemektir. Mesûd şahıs, kendinden başkasının hâlinden öğrenek alandır.

Her biriniz, dört arşın yere (kabre) varır. Amellerin muhâsebesi ise âhirete kalır. Amellerde esas olan netîceleridir. Düşüncelerin kötüsü, yalan-yanlış düşüncelerdir. Mü’mine sövmek, günahkârlıktır. Mü’mini öldürmek küfürdür. Mü’minin etini yiyecek (gıybetini yapmak) Allâh’ın buyruklarına karşı gelmektir.

Yalan yere Allâh üstüne yemin eden şahıs, yalanlanır. Af taleb eden şahıs, Allâh tarafınca affolunur. Kim öfkesini yenerse, Allâh onu mükâfatlandırır. Uğramış olduğu ziyâna katlanan kişiye, Allâh karşılığını verir. Allâh, zorluklara katlanan kimsenin ecrini kat kat artırır. Allâh’a isyân eden kişiyi, Allâh azâba dûçâr eder!

Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!
Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!
Ey Allâh’ım! Beni ve ümmetimi mağfiret eyle!

Kendim ve sizin için, Allâh’tan mağfiret taleb ederim!” (Vâkıdî, III, 1016-1017; Ahmed, III, 37; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, V, 13-14)

[1] Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birinden fazlası kıssalardan oluşmaktadır. Cenâb-ı Hak, Kur’ân kıssalarının ehemmiyetini bildirerek onlarda beyân edilen hakîkatleri tefekkür etmemizi, lüzumlu ibretleri almamızı ve bu tarz şeyleri kendi hâlimizle mîzân etmemizi emretmektedir. Âyet-i kerîmelerde buyrulur:

(Rasûlüm!) Biz, bu Kur’ân’ı vahyetmekle Sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz…” (Yûsuf, 3)

“…Kıssayı anlat; bir ihtimal düşünürler.” (el-A’râf, 176)

“And olsun ki Biz, nasihat alsınlar diye bu Kur’ân’da insanlara her türlü misâli verdik. ” (ez-Zümer, 27)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 2, Erkam Yayınları

MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR? HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V) HAYATI