Ana Sayfa / Dini Bilgiler /  İslam Dininde İnsan Hakları
dini bilgiler
dini bilgiler

 İslam Dininde İnsan Hakları

İslam Dininde İnsan Hakları: Ilk olarak insan denen varlığı tanım ederek mevzuya giriş yapmak daha uygun olacaktır. İnsan, yüce yaratıcı olan ALLAH’ın zatından bazı değerlerin verildiği ve en güzel şekilde yarattığı, irade ve seçim gücü olan, gök ve yerdeki varlıkları hizmetine verdiği bir beşerdir. Yüce ALLAH insanı yarattığı varlıkların birçoğuna üstün kılmıştır. Fıtratına birçok özellikler yerleştirmiştir ve ona bir irade kullanma özgürlüğü tanımıştır. İman, inkâr, hakkaniyet, zulüm, güzellik ve çirkinlikleri insana yüklemiştir. Ve insana bir akıl vererek onu seçimlerinde özgür bırakmıştır. Dolayısı ile ALLAH insanı bir teste doğal olarak tutmuş ve testi başarı ile geçenlere ödüller vaat etmiş, geçemeyenlere ise azap edeceğini söylemiştir.

Özgür iradesi yardımıyla kendi yolunu belirleyecek olan insan ahiretteki pozisyonunu da kendisi belirlemiş olacaktır ve yapmış olup ettiklerinin sorumluluğu da insana ilişkin olacaktır. Ahirette tüm eylemlerinden dolayı yargılanacak, ya mükâfatlandırılacak ya da cezaya uğratılacaktır.

İlk insan olan Âdem peygamberden buyana insanlık yukarıda belirtilen olgular doğrultusunda yaşamını sürdürmektedir ve günümüze kadar gelmiştir. Bundan sonrasında da bu dünya yaşamı sonlanana dek aynı olgular doğrultusunda yaşamını yaşayacaktır.

 

Kur’an detayları ışığında insan hak ve özgürlüklerini üç başlık altında toplayabiliriz.

Hak ve Özgürlükler Yaratılıştan Gelir

Aşağıda sıralanacak olanlar insan yaratılırken verilen ve peygamberler vasıtası ile bildiri edilen ve pekiştirilen temel hak ve özgürlüklerdir.

  1. Yaşam hakkı
  2. Iyelik hakkı
  3. Kanun karşısında eşitlik hakkı
  4. Seçme ve seçebilme hakkı
  5. Tahsil ve öğretim hakkı
  6. Gezi edebilme hakkı
  7. Adil yargılanma hakkı
  8. İnanç özgürlüğü hakkı
  9. İnancını bildiri edebilme hakkı
  10. Düşüncesini özgürce ifade edebilme hakkı
  11. Evlenme ve boşanma hakkı
  12. Tecim yapabilme hakkı

Bu ve bunun benzer biçimde haklar insanlara Kur’an vasıtası ile verilmiş ve peygamberler tarafınca tüm insanlara duyurulmuştur. Bu haklar mevzusunda herhangi bir münakaşa söz mevzusu olması imkansız ve asla kısıtlanamaz. Kısıtlanması demek ALLAH’ın buyruklarına açık olarak karşıcılık etmek anlama gelir. Bu hakların tamamı hanım ve adama eşit olarak verilmiştir.

Bu hakların kullanılması ve hatta eşit olarak kullanılması yolu ile insan sadece denemeye tutulabilir ve amellerinden görevli olabilir.

Toplumsal yaşantının gelişip tekâmül etmesi ile beraber bazı haklar ve özgürlükler de devreye girmiş ve bunlar efendimizin bildiri etmiş olduğu Kur’an’la beraber zirveye çıkmıştır. Kur’an’da anlatılan birçok kıssa yardımıyla biz birçok hak ve hürriyetin ilk insan Âdem’den buyana var bulunduğunu ve ALLAH tarafınca insanlardan uygulanması istendiğini görmekteyiz.

Yukarıda açıklanan ve insanlara sunulan haklar bazı filozofların ya da yöneticilerin keşfettiği ve insanlara bahşettiği haklar değildir. Tamamı yüce yaratıcının insanlara bir lütfudur ve bu tarz şeyleri peygamberleri vasıtası ile insanlara öğretmiş ve kök saldırmıştır.

Hepsi Vazife Niteliğindedir

Bu hak ve özgürlükler aslen birer vazife manzumesi niteliğindedir. Dinimiz tüm bu değerleri birer hak olarak belirlerken bununla beraber onları birer vazife olarak insanlara yükler. Bir örnek vererek açıklamak gerekirse; canın dokunulmazlığı bir hak iken, cana kıymamak bir vazife olarak belirlenmiştir. Konut dokunulmazlığı bir hak iken, izin almadan haneye girmemek bir görevdir. Dolayısı ile haklar görevleri belirlediği benzer biçimde, görevler de hakları belirler.

Hak ve özgürlük yaratılıştan dolayı verildiğinden naturel bir olgudur. Bu sebeple Kur’an’da ve sünnette haklardan oldukça görevlere atıf ve vurgu vardır ve görevler oldukça daha çok öne çıkarılmıştır.

Kur’an yolu ile koyulan ve efendimizin sünneti ile pekiştirilen bu tanrısal yasalar yardımıyla hak ve özgürlüklere canlılık getirilmiş ve süreklilik kazandırılarak güçlendirilmiştir. Koruyucu tanrısal yasalar yardımıyla değiştirilemezlik vasfı kazanan hak ve özgürlüklerin insanoğlu tarafınca ahirete kadar uygulanmak mecburiyeti vardır.

Hak Ve Özgürlüklerden Dolayı Sorgu Kaçınılmazdır

Hak ve hürriyetler yüce ALLAH’ın insanlığa verdiği nimettir ve bununla beraber yüklediği görevlerdir. Vazife söz mevzusu olduğuna bakılırsa bu görevlerin ne oranda yerine getirilip getirilmediği mevzusunda sorguya çekilmek kaçınılmaz bir gerçektir. Yapılacak bu tanrısal sorgulamanın sonucunda şahıs ya mükâfatını alacak ya da cezasını alacaktır. İşte, bu bilince haiz bir insan, kısaca ALLAH’ın sorgulamaya ve yargılayacağı bilincine haiz bir mümin bu hak ve özgürlükler mevzusuna ihtiyaç duyulan önemi verecek ve bu değerlere işlerlik kazandıracaktır. Her kişi kendi gücü oranında bu değerleri işlettiğinde bu naturel olarak tüm topluma ve insanlığa yayılacak ve ALLAH’ın rızası bu sayede kazanılmış olacaktır. Dolayısı ile bu değerlerin işlerlik kazanması ilkin bireyden adım atar. Fert bu tanrısal nimetleri ailesine, eşine dostuna ve yanında çalışana uygulayarak bu değerlere işlerlik ve canlılık getirir.

Sadece tarih süresince tanrısal bu değerler hep göz ardı edilmiş, ehemmiyet verilmemiş ve hep ayaklar altına alınmıştır. Bunun sebebi de tanrısal adaletin tecelli edeceğinin hep kulak arkası edilmesidir ve cehennem azabının var olduğu gerçeğine olan inanç zafiyetidir.

Şu gerçek asla unutulmamalıdır; İnsan hak ve hürriyetlerinin gerekliliğini kavrama noktasında insan aklı kafi kapasiteye haizdir. Aksi aslına bakarsanız düşünülemez. Sadece bu tarz şeyleri uygulama noktasında akıl tek başına kafi olamamaktadır ve olamamıştır. Burada devreye inanç olgusu girmektedir. Uygulama eksikliğinin tek sebebi inanç açısından yetersizliktir. Gerçek manada inanç etmek bu tanrısal yasaları hayata geçirmeyi bununla beraber getirecektir. Yüzyıllardır insanlığın içine düşmüş olduğu hata bu inanç zafiyetidir.

 İslam Dininde İnsan Hakları için bu makaleyi okuyanların Kur’an’ı Kerim’den aşağıda belirttiğimiz ayetleri okumalarını tavsiye ederiz.

  • Maide Suresi 28. ayet
  • İsra suresi 33. ayet
  • Nisa suresi 29. ayet
  • Nur suresi 27. Ayet
  • Bakara suresi 256. Ayet
  • Al-i İmran 104. Ayet
  • Hucurat suresi 12. Ayet
  • Beyyine suresi 7 ve 8. ayet

Yukarıdaki ayetler okunduğunda Kur’an’ın meseleye iyi mi bakmış olduğu ve işlenen amellerin neticesinde insanları nelerin beklediği açık olarak anlaşılacaktır.


Uyarı: Sitemizde yer edinen ve alacak yazı, haber, yazı, video, yorum ve tüm mevzular kategoriler tıbbi bilgiler bir tek genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler vakit içinde geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer edinen bu bilgiler hiçbir süre doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan meydana getirilen herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan görevli tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum icra eden kişiler, bu ikazları kabul etmiş sayılacaktır. Dost isminde herhangi bir bireysel yada kurumsal şirket , siteler ve kişiler ile ilgili en küçük bir bağlantısı , ortaklığı ve benzeri ilişkileri yoktur.

Bu habere de bakabilirisiniz

dini bilgiler

Kıyametin Büyük Alametleri Nedir?

Kıyametin büyük alametleri nelerdir? Yüce Rabbimiz tarafından yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'de de buyurulduğu üzere kıyametin küçük ve büyük alametleri bulunmakta olup, ilk olarak küçük alametler ve sonrasında ise büyük alametler yeryüzünde zuhur edecektir. 

Bir Cevap Yazın

CLOSE
CLOSE