Ana Sayfa / Dini Bilgiler / İslam Nizamı (Düzeni) Nedir?
dini bilgiler
dini bilgiler

İslam Nizamı (Düzeni) Nedir?

İslam Nizamı Nedir? İnsanoğlu bugün itibari ile inanç buhranları ve toplumsal çöküntülerin içinde, tutumsal açıdan çöküntülerin, adli açıdan da suistimallerin, çıkar amaçlı eylemler ve emellerin kol gezdirilmiş olduğu bir dünyada yaşamaktadır. Müslüman olmayan toplumlarda durum bu iken bizim benzer biçimde Müslüman olan toplumlar da bu zaaflardan ve fenalıklardan kurtulabilmiş değildir. Aslına bakılacak olursa insanoğlu böylesi bir yaşamdan yakasını hiçbir vakit kurtaramamıştır. Ne İslam olmayan toplumların dinsel ve hukuksal düzenleri bu biçim bir yaşama merhem olmuş ve ne de maalesef yüce dinimiz İslam’ın var olduğu ülkelerde bunlardan uzak bir yaşam tam olarak tesis edilebilmiştir. Elbet bu İslam’ın eksiklik ya da yetersizliğinden değil insanoğlunun fıtratında mevcud fenalık ve fenalık duygusunu bastıramayıp tüm bu fena davranışlara kapı aralamasından meydana gelmektedir. Gerçek manada ve ALLAH’ın istediği ölçülerde bir yaşam yaşandığında yukarıda sözü edilen fenalıkların hiçbiri cemaat hayatında yaşam bulamaz.

Tarafgir olanın, zalimin, müfterinin, yeterli olmayanın ve fazlaca daha fazlasının ayrım edilmediği bir dünyada yaşıyoruz ve bu türden yaşam adeta orta derecesi oluşturur haldedir.

Azgın ihtirasların adeta kutsandığı bir dünya, hedefe ulaşmak için başkasının sırtına basmanın neredeyse meşru görüldüğü bir düzenin içinde yüzyıllardır yaşayan insanoğlu bu buhrandan kurtulmak için Kur’an’ı gerçek manada içselleştirmek zorundadır ve tek çıkar yol budur. Dünya hayatından kopmadan sunulan tüm nimetleri hakkı ile kullanarak fakat ALLAH’ın nizamına ayak direyerek değil bizlere sunduklarına şükrederek bu yaşamı en azından averaj bir mümin benzer biçimde yaşamalıyız. Orta derecemiz bu olmalıdır. Batı toplumları bir yana Müslüman ülkelerde dahi bu orta derece 2017 yılı itibari ile oluşturulamamıştır. Yazılıp ve görsel medyada her gün bir fenalık haberini alıyoruz ve refah ve fenalığın olmadığı tek bir günü dahi yaşayamıyoruz. Elbet hesap günü vardığında bu fenalıklara sebep olan kişilerin ve toplumları rayından çıkaranların hesabı görülecektir. Biz o hesap gününe güveniyor ve o hesap gününün sahibinin adaletine inanıyoruz.

 

Kur’an’ı kerim onlarca ayette sevgiden, adaletten, itimattan, emniyetten, doğruluk ve faziletten söz ederken bu kitaba haiz olan ve Müslüman bulunduğunu söyleyen devletlerin hangisinde bu unsurların esas alındığı bir seviye kurulabilmiş ve yaşanır olmuştur.

Bu dinin son peygamberi olan Hz. Muhammed efendimizin vefatının derhal ertesinde hizipleşme başlamış ve tartışmalar, sürtüşmeler ve peşinden kavgalar ve savaşlar zuhur etmiştir. Ve İslam âlemi bu kavgalardan ve savaşlardan bu güne kadar kurtulamamıştır. 2017 yılı itibari ile İslam’ın yargı sürdüğü en azından nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin hali ortadadır. Bu devletlerin içinde en iyisi bulunduğunu öne sürdüğümüz devletimizde bile maalesef fenalıklar ve kötülükler almış başını gitmiştir. Faizin, fuhuşun, hırsızlığın, cinayetin, tecavüzün ve daha birçok eylemin yaşanmadığı tek bigün bile yoktur.

İslam’da Düzen Ne Anlamına gelir?

Şurası açıktır ki bu gün hiçbir İslam devleti yüce yaratıcının insandan istediği şekilde yaşamamakta ve bir seviye kurmuş değildir. Bireysel olarak olabildiğince Kur’an mümini olabiliriz fakat bu bir tek bireysellikte kalır. Oysa İslam dini elbet bireyi İslam’a çağırırken hem de toplumların da dönüşmesini ve ALLAH’ın çizgisine gelmesini esas almıştır. Sadece maalesef bu bugüne dek belli dönemler hariç başarılamamıştır.

Dünya yaşamının bigün biteceğini bilen bir mümin iyi mi olur da bir tek maddeci bir yaşamı tercih eder? Ahiret gününe inanan ve o günün elbet geleceğini bilen bir Müslüman bile bile böylesi rayından çıkmış bir yaşamı iyi mi tercih eder?

Kendisine Müslümanım diyen bir fert en kısa zamanda Kur’an mümini olmak için çaba sarf etmeli ve İslam çizgisinde bir yaşamı tercih etmelidir. Devletler de İslam nizamı‘nın yaşanabilmesinin önünü açmalı ve bu nizamı hedef belirleme etmelidir.

Kur’an müslümanı olmanın yolu da ALLAH’ın ayetlerini okumak ve onu hayatına yansıtmak ve elbet peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in yaşamını ve sahih hadislerini kendimize rehber edinmekten geçer. Toplumlar bireylerden oluştuğuna nazaran ilkin bireyler İslami yaşamı hayatlarına sokmalı ve vakit içinde de bu yaşam tüm topluma yayılarak o devletin İslam nizamı içinde yaşaması söz mevzusu olabilir.

ALLAH dinini peygamber efendimizle tamamlamış ve rehber olarak insanlara iyi mi yaşamaları icap ettiğini açık ve sarih bir halde Kur’an’la anlatmıştır. Gerisi insanların bileceği bir mevzudur. Hesap günü ortadadır ve gün benzer biçimde açıktır.


Uyarı: Sitemizde yer edinen ve alacak yazı, haber, yazı, video, yorum ve tüm mevzular kategoriler tıbbi bilgiler bir tek genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler vakit içinde geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer edinen bu bilgiler hiçbir süre doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan meydana getirilen herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan görevli tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum icra eden kişiler, bu ikazları kabul etmiş sayılacaktır. Dost isminde herhangi bir bireysel yada kurumsal şirket , siteler ve kişiler ile ilgili en küçük bir bağlantısı , ortaklığı ve benzeri ilişkileri yoktur.

Bu habere de bakabilirisiniz

dini bilgiler

Kıyametin Büyük Alametleri Nedir?

Kıyametin büyük alametleri nelerdir? Yüce Rabbimiz tarafından yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'de de buyurulduğu üzere kıyametin küçük ve büyük alametleri bulunmakta olup, ilk olarak küçük alametler ve sonrasında ise büyük alametler yeryüzünde zuhur edecektir. 

Bir Cevap Yazın

CLOSE
CLOSE