İslâm âlimleri, Kur’ân kıraatinden maksadın; onun hikmet ve mânâlarını tefekkür etmek ve muktezâsınca amel etmek olduğunu söylemişlerdir.

İnsan müfekkiresi/düşünme gücü için, Kur’ân-ı Kerîm’i okumaktan daha faydalı bir şey yoktur.

Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, insanoğlunun bütün makam ve hâllerini bilen Allâh’ın kelâmıdır.

Yani Kur’ân-ı Kerîm, insanoğluna ayna tutarak kendisini en doğru şekilde tanımasını temin eder.

Bu sebeple her mü’min, Kur’ân’ı sık sık tilâvet etmeli, Allah Teâlâ’nın bu beyanlarındaki murâdı nedir, diye tefekkür etmelidir.

Bu şekilde bir âyet-i kerîmeyi tefekkür ve tedebbürle okumak, tefekkürsüz okunan bir hatimden daha hayırlıdır.

Zira Kur’ân’ın her kelimesinde hesaba gelmeyecek sırlar mevcuttur.

Kişi ancak ince tefekkür, yüksek ahlâk ve amel-i sâlihlerle elde ettiği musaffâ bir kalp ve rakik bir gönülle o sırlara muttalî olabilir.

BELKİ DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALIRSINIZ

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

…Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık seçik âyetler indirdik.” (en-Nûr, 1)

“(Rasûlüm!) Sana bu mübârek Kitâb’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.” (Sâd, 29)

“Onlar Kur’ân üzerinde tefekkür etmiyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde üst üste kilitler mi var?” (Muhammed, 24)

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e:

“–Kur’ân tilâveti için hangi ses ve kıraat daha güzeldir?” diye sorulmuştu. Efendimiz (s.a.v) şu cevâbı verdi:

“–Kur’ân okuyuşunu duyduğunda Allah’tan korktuğunu hissettiğin kimsenin sesi ve kıraati.” (Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 34)

Şeytanın vesvese verdiği işlerin başında Kur’ân okumak gelir.

Zira Kur’ân’ı okuyup onun vaadini, tehdîdini, apaçık âyetlerini ve açıklamalarını düşünen kişi, sâlih amellere daha büyük bir iştiyakla yönelir.

Şüpheli şeylerden ve haramlardan daha fazla kaçınır.

Bu şekilde Kur’ân okumak, sâlih amellerin en faziletlisi olduğu içindir ki şeytan, insanları Kur’ân’dan uzaklaştırmak için var gücüyle çalışır.

İşte bu hikmete binâen, Kur’ân tilâvetinden önce istiâze etmek, yani “euzübillehimineşşeytanirracim” demek emredilmiştir. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:

“Kur’ân okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allâh’a sığın!” (en-Nahl, 98)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Tefekkür, Erkam Yayınları