Ana Sayfa / Dini Bilgiler / Muhtelif Nev’de Hadisler

Muhtelif Nev’de Hadisler

 

Bigün Resulullah (sa) bizlere ikindi namazı kıldırdı. Sonrasında bir hutbede bulunmuş oldu. Bu hutbede, kıyamet vaktine kadar olacak her şeyi bizlere haber verdi. Bunu belleyen belledi, unutan unuttu. Söyledikleri içinde şu da vardı: “Dünya caziptir, tatlıdır. ALLAH sizi buraya halife olarak göndermiştir, iyi mi amel edeceğinize bakmaktadır. Aman uyanık olun! Dünyadan hacının, hanımdan hacının. Aman uyanık olun! Kimseyi, insanların korkusu, bilmiş olduğu bir hakikati söylemekten alıkoymasın!” Ravi der ki: “(Bunu söyleyince) Ebu Said merhum ağladı. Sonrasında sözlerine devam etti: “Vallahi o şekilde şeyler gördük ki, korktuk. Resulullah’ın söyledikleri içinde şu da vardı: Haberiniz olsun! Kıyamet günü, her bir vefasız için vefasızlığı nisbetinde bir bayrak dikilecektir. Baş imamın (devlet reisinin) vefasızlığından daha büyük bir vefasızlık olmayacaktır. Onun bayrağı kıçının yanına dikilir.” O günkü bellediklerimiz meyanında şu da vardı: Haberiniz olsun! İnsanoğlu oldukca çeşitli tabakalar halinde yaratılmıştır: Kimisi vardır, mü’min olarak doğar, mümin olarak yaşar, kafir olarak ölür. Kimisi vardır, kafir olarak doğar, kafir olarak yaşar, mü’min olarak ölür. Kimisi vardır, kafir olarak doğar, kafir olarak yaşar, kafir olarak ölür. Haberiniz olsun kimisi vardır yavaş öfkelenir, (öfkesinden) acele döner; kimisi vardır acele öfkelenir, acele döner; kimisi vardır, yavaş öfkelenir, yavaş döner. İşte bunlar birbirlerini dengeler. Haberiniz olsun onlardan bir kısmı vardır; acele döner, acele kızar. Bilesiniz bunların en hayırlısı ağır öfkelenen, acele dönendir; en erlileri de acele öfkelenip yavaş dönendir. İnsanlardan borcunu iyi ödeyen, (başkasındaki alacağını) iyi talep eden vardır. Kimisi de fena öder, iyi ister; kimi de fena ister, iyi öder, bunlar birbirlerini dengeler. Bilesiniz bir kısmı vardır fena öder, fena ister. Bilesiniz bunların en hayırlısı iyi ödeyen, iyi talep edendir; en kötüleri de fena ödeyen, fena talep edendir. Bilesiniz! Hiddet ademoğlunun kalbinde bir kordur. Gözlerinin kızarmasını, avurtlarının şişmesini görmüyor musunuz! Kim, öfkeden bir başlangıç hissederse, yere yaslansın, (öfkesi geçinceye kadar o şekilde kalsın).” Ebu Said dedi ki: “Biz (bu sırada) gündüzün aydınlığı devam ediyor mu diye güneşe bakmaya başladık. Bunun üstüne Aleyhissalatu vesselam: “Haberiniz olsun! Dünyanın ömründen geçmiş kısmına nisbeten geri kalan kısmı, şu gününüzden geçen kısma nazaran geri kalan kısmına nisbeti gibidir.”
Ravi: Ebu Saidil-Hudri
Kaynak: Tirmizi, Fiten 26, (2192)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti. (Ve buyurdu ki): “Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben tüm kullarımı hanif (=Müslüman, hakka yandaş) olarak yarattım. Sadece şeytanlar onlara gelip, (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Kendisine bir güç vermediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.” ALLAH Teala hazretleri arz ehline baktı ve Ehl-i Kitap’tan bir kısmı hariç onların Arap, acem hepsine öfkelendi ve dedi ki: “Ben seni sınav etmek ve seninle de (başkasını) sınav etmek suretiyle gönderdim. Sana, suyun yıkayıp (yok edemeyeceği) bir kitap gönderdim. Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın!” ALLAH Teala hazretleri bana, Kureyş’i ateşe vermemi (onlarla savaşmamı) emretti. Ben: “Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçısına çevirirler!” dedim. “Öyleyse, seni çıkardıkları şeklinde sen de onları (Mekke’den) çıkar! Onlara karşı gazada bulun da ikimiz de sana yardım edelim; infakta bulun ikimiz de sana infak edelim. Sen bir ordu gönder, ikimiz de sana onun beş misli (destek melek ordusu) gönderelim. Sana itaat edenlerle birlik ol, asikre karşı harp!” buyurdu. Cennetlikler üç kısımdır: 1-Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. 2-Tüm yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. 3-İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.” Resulullah devamla dedi ki: “Cehennem ehli de beş kısımdır: 1-Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda doğal olarak olarak bulunurlar, hiçbir ehle ve mala doğal olarak değildirler. 2-Tamahkarlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa kesinlikle ihanet eder. 3-Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. 4-Cimrilik ve yalanı da zikretti. 5-Bir de fena huylu kaba sözlü insan.” Resulullah devamla buyudular ki: “ALLAH Teala hazretleri, bana mutevazi olmanızı emretti. O şekilde ki, asla kimse asla hiç kimseye karşı böbürlenmesin, asla kimse asla hiç kimseye karşı tecavüzde bulunmasın.”
Ravi: İyaz İbnu Hımar
Kaynak: Müslim, Aden 63, (2865)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “ALLAH Teala hazretleri her hak sahibine hakkını verdi. Öyleyse varis lehine vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir, Zani için mahrumiyet vardır. Gerçek hesapları ALLAH’a aittir. Kim kendisini babasından başkasına nisbet eder yada hakiki velisinden başkasını veli gösterirse, kıyamet gününe kadar ALLAH’ın, laneti üstüne olsun.” Resulullah devamla dedi ki: “Hanım, kocasının evinden onun izni olmadan (başkasına) infak edemez!” Kendisine: “Ey ALLAH’ın Resulü! Yiyecek de mi?” denildi. “Bu, mallarınızın en kıymetlisidir!” buyurdular. Sonrasında sözlerine şu şekilde devam ettiler: “Ariyet (olarak alınan sahibine) ödenir. Minha (olarak alınan sahibine) geri verilir. Borç ödenir, kefil olan borçlu sayılır.”
Ravi: Ebu Ümame
Kaynak: Tirmizi, Vesaya 5, (2121); Ebu Davud, Büyu 90, (3665)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Üzümü kerm diye isimlendirmeyin. “Vay şu dehrin mahrumiyet hüsranına!” diye kahırlı söz söylemeyin. Zira ALLAH’ın kendisi dehrdir.”
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Buhari, Edeb 101; Müslim, Elfaz 516, (2246, 2247); Ebu Davud, Edeb 81, (4974); Muvatta, Kelam 3, (2,

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Kerm demeyin, fakat ıneb ve habele (asma) deyin.”
Ravi: Vail İbnu Hucr
Kaynak: Müslim, Elfaz 12, (2248)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Kim bir sidre ağacını keserse, ALLAH onun başını cehenneme uzatır.” [(Bu hadis hakkında kendisine sorulunca) Ebu Davud şu cevabı vermiştir: “Bu hadis muhtasardır. Manası şudur: “Kırda bayırda yolcuların ve hayvanların gölgesinden istifade ettikleri bir sidre ağacını, o ağaçta herhangi bir hak sahibi olmayan bir kimse, haksız olarak keserse Allah onun başını cehenneme uzatır” demektir.”] Ravi: Abdullah İbnu Habeşi
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 171, (5239)

Hişam İbnu Urve’ye sidre ağacının kesilmesi hakkında (caiz mi, değil mi diye) sormuş oldum. Bu sırada Urve’nin kasrına dayalı vaziyette idi, şu şekilde yanıt verdi: “Şu kapıları, kapı kanatlarını hep görmüyor musun? Bunların hepsi Urve’nin sidre ağacındandır. Urve onu tarlasından kesmiş ve: “Bunda bir beis yok!” demişti.” [Bir başka rivayete nazaran, Hişam, sual sahibi Hasan İbnu İbrahim’e sonucunda şu şekilde devam etmiştir: “Ey Iraklı! Bu (yasak hikayesi, senin getirdiğin bir bid’adır.” Hasan İbnu İbrahim, Hişam’a: “Hayır bid’a sizin canibinizden geldi. Ben Mekke’de şu şekilde söyleyeni işittim: “ALLAH sidre ağacını kesen hiç kimseye nalet etsin!”
Ravi: Hasan İbnu İbrahim
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 171, (5241)

Yanlarında yüzü dağlanarak en vurulmuş bir merkep olması durumunda Resulullah (sa)’a uğrayanlar oldu: “Bunu bu şekilde enleyenlere ALLAH nalet etsin!” buyurdular ve yüze vurmaktan ve yüze enlemekten nehyettiler.
Ravi: Cabir
Kaynak: Müslim, Libas 106, (2116); Ebu Davud, Cihad 56, (2564); Tirmizi, Cihad 30, (1710)

Resulullah (sa), yüzünden enlenmiş bir merkeb görmüştü, bunu uygun bulmadığını belirtti ve: “ALLAH’a yemin olsun! (Ben olsaydım) eni bu hayvanın yüzünün en uzak noktasına vururdum!” buyurdu. Sonrasında komut verdi, kendi merkebinin sağrılarına en vuruldu. Böylece sağrıları ilk dağlayıp (en vuran) Aleyhissalatu vesselam oldu.
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Müslim, Libas 108, (2118)

Abdullah İbnu Ebi Talha’yı, tahnik ediversin diye Resulullah (sa)’a götürdüm. Onu elinde en vurma şişi olması durumunda zekat develerini enlerken buldum.”
Ravi: Enes
Kaynak: Buhari, Libas 22, Zekat 69, Zebaih 35; Müslim, Libas 112, (2119); Ebu Davud, Cihad 57, (2563)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Karanlık çöktüğü vakit çocuklarınızı dışarı salmayın. Şundan dolayı şeytanlar bu esnada her tarafa yayılırlar. Yatsı vaktinden bir süre geçince, onları özgür bırakın. Kapını kapa, ALLAH’ın adını zikret. Kandilini söndür, ALLAH’ın adını zikret. Yiyecek kabının ağzını kapa ve ALLAH’ın adını zikret, (kapayacak birşey bulamadığın takdirde [çubuk şeklinde] herhangi bir şeyi üstüne uzatıp koymak suretiyle de olsa (bunu yap)! Zira şeytan, kapalı kapıyı açamaz. Kandilleri söndürün, zira fasıkçık (fare), olur ki, fitili çeker de ev halkını yakar.”
Ravi: Cabir
Kaynak: Buhari, Bed’ü’l-Halk 11, 14, Eşribe 22, İsti’zan 49, 50; Müslim, Eşribe 96, (2012); Muvatta, Sıfatu’

Bir fare gelmiş olarak çekmiş olduğu bir fitili Resulullah (sa)’ın önüne, üstünde oturmakta olduğu hasır minderin üzerine bırakıp gitti. Fitil, hasırdan bir dirhem kadar bir yer yaktı. Bunun üstüne Aleyhissalatu vesselam: “Uyuyacağınız vakit kandillerinizi söndürün. Zira şeytan, böylelerine rehberlik edip böylesi işler yaptırarak sizi yakar” buyurdular.
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 173, (6247)

Medine’de bir ev, geceleyin aile halkı içinde olması durumunda yandı. Durumları Aleyhissalatu vesselam’a haber verilmişti: “Bu ateş var ya! Sizin düşmanınızdır. Uyuduğunuz vakit onu söndürün de size zarar vermesin.” buyurdular.
Ravi: Ebu Musa
Kaynak: Buhari, İsti’zan; Müslim, Eşribe 101, (2016)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Ayaklar çekildikten sonrasında (evlerden dışarı) çıkmayı azaltın. Şundan dolayı ALLAH Teala hazretlerinin birkısım hayvanatı vardır, bu saatten sonrasında (yuvalarından çıkıp) ortalığa yayılırlar.”
Ravi: Ali İbnu Ömer İbni Ali İbni’l Hüseyin İbni Ali
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 115, (5103)

Resulullah (sa) Medine’ye ulaştığında Medineliler hurma telkih ediyorlardı: “Ne yapıyorsunuz?” diye onlara sordu. Medineliler: “Bu, eskiden beri yapmakta olduğumuz bir şey!” deyip (açıkladılar). Aleyhissalatu vesselam da: “Eğer bunu yapmasanız kim bilir sizin için daha iyi olur!” buyurdular. Bunun üstüne Medineliler o işi bıraktılar. Hurma ağaçları (o yıl çağla) döktü (ve meyve tutmadı). Durum Aleyhissalatu vesselam’a haber verilince şu şekilde buyurdular: “Bilin ki, ben bir beşerim. Size dininizle ilgili bir emirde bulunursam onu derhal alın. Eğer kendi re’yime dayanan bir şey emredersem, bilin ki ben bir insanım!”
Ravi: Rafi İbnu Hadic
Kaynak: Müslim, Fezail 140, (2362)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Horozların öttüğünü işittiğiniz zaman, ALLAH’tan lütuf ve ikramını talep edin. Zira onlar bir melek görmüştür. Merkebin anırmasını işittiğiniz vakit şeytandan ALLAH’a sığının. Şundan dolayı o da bir şeytan görmüştür.”
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Buhari, Bed’ü’l-halk 15; Müslim, Zikr 82, (2729); Ebu Davud, Edeb 115, (5102); Tirmizi, Da’avat 58,

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Geceleyin köpeklerin havlamasını ve merkeplerin anırmasını işittiğiniz vakit, şeytandan ALLAH’a sığının. Şundan dolayı onlar, siz değerli ziyaretçilerimizin görmediklerinizi görürler.”
Ravi: Cabir
Kaynak:

Resulullah (sa) buyurdular ki: “İyne usulüyle alış-verişte bulunur, sığırların peşine düşer, ziraate razı olur ve cihadı da terkederseniz, ALLAH size o şekilde bir zillet verir ki, dininize yine rücu etmedikçe o zilleti kaldırmaz.”
Ravi: İbnu Ömer
Kaynak: Ebu Davud, Büyu 56, (3462)

Resulullah (sa)’ın saban ve öteki bir ziraat aleti görünce: “Bunun girmiş olduğu bir eve, ALLAH kesinlikle zillet de sokar” söylediğini işittim.
Ravi: Ebu Ümame
Kaynak: Buhari, Hars 2

Resulullah (sa) Kisra’ya ve Necaşi’ye -bu Necaşi, üstüne cenaze namazı kıldığı Necaşi değildir- ve tüm inatçı cebbarlara, onları aziz ve celil olan ALLAH’a çağrı eden mektuplar yazdı.
Ravi: Enes
Kaynak: Müslim, Cihad 75, (1774); Tirmizi, İsti’zan 23, (2717)

Resulullah (sa) Kisra’ya mektubunu göndermişti. Kisra, mektubu okuyunca yırttı. Aleyhissalatu vesselam da “paramparça olmaları için” ah etme etti.
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Buhari, İlm 7

Resulullah (sa), üstünde semer bulunan bir merkebe bindi, altında Fedek kadifesi vardı. Üsameyi de arkasına aldı. Beni’l-Haris İbnu’l-Hazrec’te oturan Sa’d İbnu Ubade (ra)’ye, Bedir Savaşı’ndan ilkin geçmiş olsun ziyaretine gitti. Beraberce giderken, aralarında Abdullah İbnu Ubey İbnu Selül’ün de bulunmuş olduğu bir cemaate rastladılar, oturuyorlardı. Abdullah İbnu Ubey o sırada hemen hemen Müslüman olmamıştı. Cemaatte Müslümanlar, müşrikler, putperest olanlar, Yahudiler, Müslümanlar karışık vaziyette idi. Bu cemaatte Abdullah İbnu Ravaha (ra) da vardı. Onlara Resulullah’ın binmiş olduğu merkebin kaldırdığı toz isabet edince, Abdullah İbnu Ubey burnunu örtüsüyle sarıp: “Bizi toz içinde bırakma!” diye homurdandı. Resulullah (sa) cemaate slm verip durdu. Merkepten inip onları ALLAH’a çağrı etti, onlara Kur’an okudu. Abdullah İbnu Ubey, Aleyhissalatu vesselam’a: “Be adam! Bundan daha güzel birşey yok. Eğer söylediğin hak ise, bizim cemaatimizi rahatsız etme, evine dön! Kim sana gelirse ona anlat!” dedi. Bunun üstüne Abdullah İbnu Ravaha da: “Evet ey ALLAH’ın Resulü! Sen bizim toplantılarımıza gel! Zira biz bunu istiyoruz!” dedi. Bundan sonrasında Müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler aralarında atıştılar. Nerdeyse birbirleriyle kapışacaklardı. Resulullah (sa) onları yatıştırmak için çaba sarfetti ve sustular. Resulullah da bineğine atlayarak yoluna devam etti ve Sa’d İbnu Ebi Vakkas’ın yanına gelip evine girdi. Aleyhissalatu vesselam ona: “Ey Sa’d! Ebu Hubab’ın ne söylediğini işittin mi?” dedi. Ebu Hubab’la Abdullah İbnu Ubey’i kastediyordu. “Şöyleki şu şekilde söylemiş oldu” buyurdu. Sa’d İbnu Ubade: “Ey ALLAH’ın Resulü! Onu affet, Sana Kitab’ı gönderen Zat-ı Zülcelal’e kasem olsun, ALLAH’ın sana indirdiği Hak geldiği vakit, bu beldenin ahalisi, ona taç giydirmeye, sarık sarmaya ittifak etmişlerdi. ALLAH Teala hazretleri sana verdiği bu hakikatla onun başa geçmesini engelleyince, bu onun boğazına takıldı. İşte, şahid olduğun densizliği ona yaptıran da budur!” dedi. (Bu izahat üstüne) Resulullah onu bağışladı. Resulullah (sa) ve ashabı, müşrikleri ve Ehl-i Kitabı ALLAH’ın emrettiği suretiyle bağışlıyorlar, onların eza ve cefalarına sabrediyorlardı. ALLAH Teala hazretleri şu şekilde buyurmuştu: “Muhakkak siz, malınızda ve canınızda sınav olunacaksınız ve sizden ilkin kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve ALLAH’a ortak koşanlardan pek oldukca incitici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvaya sarılırsanız, işte bu, uğrunda azim ve sebat edilmeye kıymet işlerdendir” (Al-i İmran 186). Rab Teala bir başka ayet-i kerimede de şu şekilde buyurmuştur: “Kitap ehlinden bir çok, imanınızdan sonrasında sizi yine inkara döndürmek isterler. Bu, kendilerine hak iyice belli olduktan sonrasında nefislerinde duydukları kıskançlık yüzündendir. ALLAH’ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin ve onları kınamayın. Muhakkak ki, ALLAH her şeye hakkıyla kadirdir” (Bakara 109). Resulullah (sa), ALLAH’ın buradaki emrini afla te’vil ediyordu. Bu hal ALLAH’ın onlarla (muharebeye) izin vermesine kadar devam etti. (İzin ulaşınca) Aleyhissalatu vesselam Bedir Gazvesi’ni yapmış oldu. (Bu muharebede) ALLAH Teala hazretleri Kureyş’in ileri gelenlerinin canlarını aldı. Aleyhissalatu vesselam ve ashabı zafer ve ganimet elde ederek ve Kureyş’in ileri gelenlerini de tutsak alarak döndüler. Abdullah İbnu Ubey İbni Selül ve beraberindeki putperest müşrikler: “Bu (islam) hadisesinin artık talihi döndü!” dediler. Resulullah (sa)’a islam suretiyle biat ettiler ve Müslüman oldular.
Ravi: Üsame İbnu Zeyd
Kaynak: Buhari, Cihad 127, Tefsir, Al-i İmran 15, Marda 15, Libas 98, Edeb 115, İsti’zan 20; Müslim, Cihad 1

Muaviye İbnu Ebi Süfyan (ra)’a (hilafeti esnasında) Mikdam İbnu Ma’dikerb, Amr İbnu’l-Esved ve Kınnesrin ahalisinden Beni Esedli bir adam bir kurul halinde geldiler. Hz. Muaviye, Mikdam’a: “Hasan İbnu Ali (ra)’nin vefat ettiğini biliyor musun?”dedi. Haberi işiten Mikdam “İnna lillah ve inna ileyhi raciun!” diyerek (üzüntüsünü açıkladı.) Ona falan (Muaviye): “Bunu bir musibet mi addediyorsun?” dedi. Mikdam: “Niye musibet addetmiyeyim? Resulullah (sa) onu kucağına almış “Bu bendendir. Hüseyin ise Ali (ra)’dendir!” buyurmuştu dedi. Beni Esed’den olan adam da (Hz. Muaviye’ye yaranmak için, Hz. Hasan’ın ölümünü bir fitnenin sönmesine teşbihen): “ALLAH bir ateşi söndürdü!” diye söze karıştı. Mikdam: “Bugün ben, seni kızdırmaya ve hoşlanmadığın şeyleri sana duyurmaya devam edeceğim!” dedi. Sonrasında şu şekilde seslendi: “Ey Muaviye! Eğer doğru söylersem beni onay et, yalan söylersem beni tekzib et!” Hz. Muaviye (ra): “Pekala o şekilde yapacağım” dedi. Mikdam: “ALLAH aşkına söyle! Resulullah (sa)’ın altın takınmayı yasakladığını işittin mi?” dedi. Hz. Muaviye: “Evet!” dedi. Mikdam: “ALLAH aşkına söyle! Resulullah’ın ipek giymeyi yasakladığını biliyor musun?” diye sordu. Hz. Muaviye: “Evet biliyorum!” dedi. Mikdam yine sordu: “ALLAH aşkına söyle! Resulullah (sa)’ın yırtıcı hayvan derisini giymeyi, üstlerine binmeyi yasakladığını biliyor musun?” Muaviye gene: “Evet biliyorum!” diye cevapladı. Hz. Muaviye’nin bu sözü üstüne Mikdam dedi ki: “ALLAH’a kasem olsun ey Muaviye, tüm bu tarz şeyleri ben senin evinde gördüm.” Hz. Muaviye şu cevabı verdi: “Ey Mikdam, anladım ki senin elinden bana kurtuluş yok (söylediklerinin hepsi doğru)!” Halid (İbnu Velid) der ki: “Hz. Muaviye, Mikdam (ra)’a öteki iki arkadaşına (Amr İbnu’l-Esved ve Esedli adam) nazaran daha oldukca kayra ve atada bulunulmasını emretti. Ek olarak (Mikdam’ın) oğluna (beytü’l-malden) iki yüz (dirhem) tahsisatta bulunmuş oldu. Mikdam ise (Hz. Muaviye’nin verdiği) ihsanları arkadaşlarına dağıttı. Esedli ise aldıklarından hiç kimseye birşey vermedi. Bu durum Hz. Muaviye’ye ulaşınca: “Mikdam kerem sahibi eli bol birisidir. Elini açmıştır. Esedli adam ise malik olduğu şeyi iyi tutan birisidir” dedi.
Ravi: Halid İbnu Ma’dan
Kaynak: Ebu Davud, Libas 43, (4131); Nesai, Fere’ ve’l-Atire 12, (7,176)

Abdullah İbnu Amr el-Huzai, babası (ra)’ndan naklediyor: “Resulullah (sa), Fetih’ten sonrasında beni çağırdı ve benimle, Mekke’ye Ebu Süfyan’a, Kureyşliler içinde dağıtması için, birazcık mal göndermek istedi. Bana: “Kendine bir dost ara!” buyurdu. Derken bana Amr İbnu Umeyye ed-Damri geldi ve: “Duydum ki, sen Mekke’ye gidecekmişsin ve yanına bir dost arıyormuşsun!” dedi. “Evet!” dedim. “Ben sana dostum!” dedi. Ben derhal Resulullah (sa)’a gelip: “Kendime bir dost buldum!” dedim. “Kim?” buyurdular. “Amr ibnu Ümeyye’dir!” dedim. “O, kaVminin yöresine ulaşınca ona karşı müteyakkız ol! Şundan dolayı evvel adam şu şekilde demiş: “Bekri arkadaşına güvenme!” buyurdular! Derken yola çıktık. Ebva’ya kadar geldik. Amr: “Benim, kavmimle bir işim var. Beni burada birazcık beklemeNİ arzu ediyorum!” dedi. Ben de: “işin rastgelsin!” dedim. Ayrılınca, Resulullah (sa)’ın sözünü hatırlayıp devemi hızlandırdım. (Ebva’dan) çıkıp deveyi süratli yürümeye zorladım. Ezafir’e ulaşınca, Amr’ın bir grup insanla karşımdan geldiğini gördüm. Devemi daha da hızlandırdım ve onu geçtim. Kendine hedef olmaktan kurtulduğumu anlamıştı, yanındakiler geri döndü. Amr (tek başına) bana yetişti ve: “Kavmimle bir işim vardı! (İşimi görüp bitirdim)” dedi. Ben de: “Pekala!” dedim. Yolumuza devam edip Mekke’ye geldik. Ben emanet malı Ebu Süfyan (ra)’a teslim ettim.” [Hadisin senedi zayıftır] Ravi: Abdullah İbnu Amr el-Huzai
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 34, (4861)

Ebu Hureyre (ra) bizlere pekçok hadis söylemişti. (Bir defasında) şu şekilde dedi: “Resulullah (sa) buyurdular ki: “Sizden ilkin yaşayanlardan bir adam bir kimseden bir akar satın aldı. Bu akarı satın alan kimse, orada, içinde altın bulunan bir küp buldu. Satana gelip: “Altınını al! Ben senden akarı satın aldım, altını satın almadım!” dedi. Satan da: “Ben sana araziyi içinde bulunan herşeyiyle beraber sattım!” dedi. (Anlaşamayınca) bir adamı yargıcı atama ettiler. Adam (onları dinledikten sonrasında): “Sizin çocuklarınız var mı?” dedi. Onlardan biri: “Oğlum var”, diğeri de “kızım var!” dedi. Yargıcı: “Oğlanla kızı evlendirin! Bu paradan ikisi için harcayın ve tasaddukta bulunun” dedi.
Ravi: Hemmam İbnu Münebbih
Kaynak: Buhari, Enbiya 50; Müslim, Akdiye 21, (1721)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “İnsanları, içinde binmeye mahsus tek hayvan olmayan yüz develik bir sürü şeklinde bulursun.”
Ravi: İbnu Ömer
Kaynak: Buhari, Rikak, 35; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 232, (2547); Tirmizi, Emsal 7, (2876)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Mürar yoluna kim çıkacak? Hakikaten ondan, günah olarak, Beni İsrail’den affedilen kadar günah affedilecek!” Oraya ilk çıkan Beni Hazrec’ten bizim süvarimiz oldu. Sonrasında hepimiz peşpeşe oraya geldi. Aleyhissalatu vesselam: “Kızıl devenin sahibi [olan bedevi] hariç hepiniz mağfirete erddiniz” buyurdular. Biz insanın yanına gelip: “Gel! sana da Resulullah istiğfarda bulunuversin!” dedik. O ise bir yitiğini arıyordu. “Yitiğimi bulmam, benim için, arkadaşınızın istiğfarından hayırlıdır!” dedi.
Ravi: Cabir
Kaynak: Müslim, Münafık 12, (2880)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “İslam’ın değirmeni otuz beş yada otuz altı yada otuz yedi (yıl) döner. Eğer, (dini terkederek kendilerini) helak ederlerse, daha ilkin helak olanların yolunu tutmuş olurlar. Dinleri ayakta kalırsa, onlar için yetmiş yıl ayakta kalır!” Ben dedim ki: “(Bu yetmiş senelik müddet) zikri geçen (otuz beş senelik müddet)ten sonrasında mı başlamış olacak, yoksa geçen kısım buna dahil mi?” “Mezkur müddet buna dahildir!” buyurdular.
Ravi: İbnu Mes’ud
Kaynak: Ebu Davud, Fiteni, (4264)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Ümid ederim ki ALLAH, ümmetimi Rabbinin nezdinde yarım gün te’hirden aciz kılmayacaktır.” Sa’d’a: “Yarım gün ne kadardır?” diye sorulmuştu. “Beş yüz yıl” diye yanıt verdi.
Ravi: Sa’d İbnu Ebi Vakkas
Kaynak: Ebu Davud, Mehalim 18, (4350)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Yüz seksen (hicri) yılı gelmiş olsaydı, ümmetime bekarlık ve dağların başlarında ruhbanlığı helal kılardım.” [Rezin tahric etmiştir.] Ravi: İsa İbnu Vakid
Kaynak: Rezin

Resulullah (sa) fareye fuveysika der ve şunu ilave ederdi: “Ben bunu meshe uğramışlardan biliyorum. Şundan dolayı o, kendisine (içmesi için) deve sütü konulsa onu içmez. Fakat koyun sütü verilse onu içer.” [Rezin tahriç etmiştir. Buhari’de kaydedilmiştir (Bed’ü’l-Halk 15; Müslim, Zühd 62, (2997)] Ravi: Ümmü Seleme
Kaynak: Buhari, Bed’ü’l-Halk 15; Müslim, Zühd 62, (2997)

Ey ALLAH’ın Resulü! Maymun ve domuzlar ALLAH Teala’nın mesh etmiş olduğu insanlardan mı?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “ALLAH Teala hazretleri bir kavmi helak etti mi ona nesil (devam) vermez. Maymun ve domuzlar daha ilkin de vardı.”
Ravi: İbnu Mes’ud
Kaynak: Müslim, Yazgı 33, (2663)

Resulullah (sa) (bigün): “Aranızda muğarribler görüldü mü?” diye sordu. Ben: “Muğarribler de ne?” dedim. “Onlar kendilerine cinlerin iştirak ettikleri kimselerdir!” buyurdular.
Ravi: Aişe
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 116, (5107)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Badiyede (kırda, sahrada, köyde) yaşayan kabalaşır, av peşinden koşan gaflete düşer. Sultanın kapısına gelen fitneye düşer. Şahıs sultana yakınlığı artırdığı nisbette ALLAH’tan uzaklaşır.”
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Ebu Davud, Sayd 4, (2859, 5860); Tirmizi, Fiten 69, (2257); Nesai, Sayd 24, (7, 195)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Ömrün birazcık uzarsa ellerinde sığır kuyruğu şeklinde birşeyler taşıyan bazı insanları oldukca geçmeden göreceksin. Onlar ALLAH’ın gadabına uğrayarak sabaha ererler, ALLAH’ın nefretine uğrayarak akşama ererler.” Resulullah bir başka rivayette de: “Ateş ehlinden iki derslik vardır, hemen hemen onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu şeklinde birşeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanoğlu; giyinmiş, çıplak bayanlar ki bunlar ALLAH’a taatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu bayanlar cennete girmek şu şekilde dursun, kokusunu dahi almazlar. Oysa onun kokusu şu şu kadar uzak mesafeden duyulur” buyurdular.
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Müslim, Aden 53, (2857), 52, (2128)

Resulullah (sa) derinin iki parmak içinde dilinmesini yasakladı.
Ravi: Semüre İbnu Cündüb
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 74

Ben Resulullah’ın kimseyi dinden başka bir şeye nisbet ettiğini görmedim.
Ravi: Aişe
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 86, (4987)

Resulullah (sa) (namazda) emrolunduğu yerde açıktan okudu, emrolunduğu yerde susku etti (gizli saklı okudu). “Ve senin Rabbin unutkan değildir” (Meryem 64); “Andolsun ki, ALLAH’ın Resulü’nde sizin için (her hususta) güzel bir örnek vardır” (Ahzab 21).
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Buhari, Ezan 105

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Ben size (kendiliğinden) ne bir şey veriyor, ne de sizi bir şeyden menediyorum. Ben bir tek bir memurum (ALLAH’ın emrine nazaran veriyorum).” Bir rivayette de şu şekilde demiştir: “Ben (bir tek, emre uygun şekilde) bölme ediyicim, emredildiğim yere koyarım.”
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Buhari, Humus 7; Ebu Davud, Haraç 13, (2949)

Resulullah (sa) (ALLAH’ın komut ve yasaklarını bildiri eden) işyar bir kul idi. Bizlere (Al-i Beytine) insanlardan ayrı olarak üç şey haricinde hiçbir tefrikte bulunmadı. O üç şey de şunlardır: Abdesti muhteşem yapmamızı emretti. Sadaka yemememizi emretti. Merkebi at üstüne aşırmamamızı emretti.”
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Tirmizi, Cihad 23, (1701); Nesai, Taharet 106, (1, 89)

Resulullah (sa) bizlere (bazan) sabah oluncaya kadar Beni İsrail kıssası anlatırdı. Anlatma işini farz namaz için kalkınca bırakırdı.
Ravi: Abdullah İbnu Amr İbni’l-As
Kaynak: Ebu Davud, İlm 11, (3663)

Resulullah (sa) Müslümanlar içinde (tedavülü) caiz olan sikke (dökülmüş paraların) bir kusur olmadan kırılmasını yasakladı.
Ravi: Alkame İbnu Abdillah
Kaynak: Ebu Davud, Büyu 50, (3449)

Bir adam Resulullah (sa)’a gelmiş olarak: “Hayvanımı bağlayarak mı yoksa özgür bırakarak mı ALLAH’a tevekkül edeyim?” diye sormuştu. Ona: “Bağla ve tevekkül et!” buyurdu.
Ravi: Enes
Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 61, (2519)

Dahhak İbnu Kays, Mesruk’u işçi olarak kullanmak istemişti. Umare tu’bnu Ukbe ona: “Hz. Osman (ra)’ın katillerinden kalımlı kalmış bir adamı isti’mal mi edeceksin?” dedi. Mesruk rahimehullah da ona: “Abdullah İbnu Mes’ud (ra) bana rivayet etti: “Resulullah (sa) baban Utbe’yi öldürmek istediği vakit, (baban); “Küçüklere kim hami olacak?” dedi. Aleyhissalatu vesselam da; “Ateş” buyurdular. Senin için Resulullah’ın (münasib görüp) razı olduğuna ben de razıyım!” dedi.
Ravi: İbrahim Nehai
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 128, (2686)

Necran’ın iki sahibi Seyyid ve Akib, Resulullah (sa)’a geldiler. Onunla mülaane yapmak istiyorlardı. Bunlardan biri arkadaşına: “Bunu yapma! Eğer (Muhammed gerçek) bir peygamberse ve bizlere lanette bulunursa biz tekrar felah bulamadığımız şeklinde, bizlerden sonrasında gelecek nesiller de iflah olmazlar!” dedi. Resulullah’a gelip: “Biz sana istediğini vereceğiz, bizimle güvenli birini gönder. Bizimle güvenli olmayanı gönderme!” dediler. Aleyhissalatu vesselam: “Ben sizinle hakkaten hakkıyla güvenli bir adam göndereceğim” buyurdu. Bunun üstüne Resulullah’ın ashabı (bu övülen kişi olabilmek için) ona yaklaştı. Aleyhissalatu vesselam: “Ey Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah, sen kalk!” emretti. Ebu Ubeyde kalkınca, Resulullah (sa): “İşte şu, bu ümmetin eminidir!” buyurdular.
Ravi: Huzeyfe
Kaynak: Buhari, Fedailu’l-Ashab 21, Megazi 72, İcazetu Haberi’l-Vahid 1

Resulullah (sa) buyurdular ki: “Şeytanlar için develer vardır. Şeytanlar için evler vardır. Şeytanlara ilişik develere ulaşınca, ben, onları gördüm. (Şöyleki ki): Biriniz, yedeğinde, iyi beslediği seçkin develerle (yola) çıkar, bunlardan hiçbirine binmez. Yol esnasında yürümekten kesilmiş (bir din) kardeşine rastlar, devesine onu da almaz (işte bu develer şeytana aittir, şu sebeple gösteriş ve tefahur için beslenmiştir). Şeytana ilişik evlere ulaşınca, onların, (müreffeh) inşalar tarafınca (seyahata çıkınca kullanılan ve) ipeklerle örtülmüş kafeslerden (hevdeç) başkası olmadığını zannediyorum.”
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 62, (2568)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “(Kıtlık) senesi, yağmurun yağmadığı (yıl) değildir. Aslolan kıtlık senesi, yağmur kucak dolusu yağdığı halde yerin asla birşey bitirmediği senedir.”
Ravi: Ebu Hureyre
Kaynak: Müslim, Fiten 44, (2904)

Mutarraf İbnu Abdillah İbni’ş-Şihhir, babasından naklen diyor ki: “Resulullah (sa) buyurdular ki: “Ademoğlunun misali, yanibaşında doksan dokuz tane (öldürücü) belanın olmasına benzer. Bu belalardan kurtulmuş olsa bile, sonunda ölünceye kadar çekeceği düşkünlük hali elde edecektir.”
Ravi: Abdillah İbni’ş-Şihhir
Kaynak: Tirmizi, Yazgı 14, (2151)

Resulullah (sa) buyurdular ki: “İki (büyük) nimet vardır, insanların bir çok onlar hususunda aldanmıştır: Sağlık. Ve boş zaman!”
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Buhari, Rikak 1; Tirmizi, Zühd 1, (2305)

Müseylime-i Kezzab, Resulullah (sa) zamanında [Medine’ye] geldi ve: “Eğer Muhammed bu işi (hilafeti) kendinden sonrasında bana bırakırsa ben ona doğal olarak olurum” demeye başladı. Sonrasında kavminden kalabalık bir cemaatle Medine’ye geldi. Resulullah (sa) da Durağan(durgun) İbnu Kays İbni Şemmas ile beraber ona uğradı. Bu sırada Aleyhissalatu vesselam’ın elinde bir dal parçası vardı. Arkadaşlarının içinde oturmakta olan Müseylime’ye yaklaştı ve: “Sen benden şu parçayı istemiş olsan dahi bunu sana vermem! Sen, ALLAH’ın senin hakkında emrini asla saldırı edemeyeceksin. (Eğer bana itaatten) yüz çevirecek olursan ALLAH kesinlikle senin hakkından gelecektir. O şekilde zannediyorum ki, sen hakkında bana ne gösterilmiş ise, o gösterilmiş olan kimsesin! [işte Sabit, bana bedel sana cevap verecek!” buyurup, oradan ayrıldı.] İbnu Abbas der ki: “Ben, Resulullah (sa)’ın: “o şekilde zannediyorum ki, sen hakkında bana ne gösterilmiş ise, o gösterilmiş olan kimsesin” sözü ile neyi kastettiğini sormuş oldum. Ebu Hureyre (ra) bana şu hususu haber verdi: “Resulullah (sa) buyurmuştu ki: “Ben bigün rüyamda, elimde iki altın bilezik gördüm. Gene rüyamda onlara fazla bir ilgi göstermiştim. ALLAH Teala hazretleri: “Onlara üfle!” diye vahyetti, ben de üfledim, derken uçup gittiler. Ben bu tarz şeyleri, benden sonrasında çıkacak iki yalancı ile yorumladım.”[Ravi, Ubeydullah der ki]: “Bunlardan biri, San’a’nın sahibi el-Anesi, diğeri de Yemame’nin sahibi Müseylime’dir.”
Ravi: İbnu Abbas
Kaynak: Buhari, Menakıb 25, Megazi 70, 71, Tevhid 29; Müslim, Rü’ya 21, (2273)

Seleme İbnu Nuaym İbnu Mes’ud el-Eşcai, babası (ra)’ndan konu alıyor: “Resulullah (sa)’ın, Müseylime’nin kendisine yazdığı mektubu okuyunca, mektubu getiren iki elçiye şu şekilde söylediğini işitmiştir: “Bu yazdığı meselede siz ne diyorsunuz?” Elçiler: “Ikimiz de onun söylediğini söyleriz!” dediler. Bunun üstüne Aleyhissalatu vesselam: “Eğer elçileri öldürmemek kural olmasaydı boyunlarınızı muhakkak uçururdum!” buyurdular.
Ravi: Seleme İbnu Nuaym
Kaynak: Ebu Davud, Cihad 166, (2761)

Resulullah (sa) beraberindekilerle Taife giderken bir kabre uğrayınca şunu söylemişti: “Bu mezar, Ebu Riğal’in kabridir. Şu Harem mıntıkası sebebiyle (kavmine gelen musibetten) masun kalmıştı. (Harem’den harice) çıkınca kavmini çarpan bela onu da burada elde etti ve buraya defnedildi. Söylediğimin delili, altından bir dalın bununla beraber gömülmüş olmasıdır. Eğer kabri açacak olsanız, onu bulup çıkarırsınız!” Bunun üstüne halk, alelacele orayı kazıp mezkur altın dalı çıkardı.
Ravi: İbnu Amr İbni’l-As
Kaynak: Ebu Davud, Haraç 41, (3088)

Resulullah (sa)’ın son sözü: “Namaz! Namaz! Sağ ellerinizin haiz olduğu (köleler) hakkında ALLAH’tan korkun!” olmuştu.
Ravi: Ali İbnu Ebi Talib
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 133, (5156); İbnu Mace, Vesaya 1, (2698)

Bu habere de bakabilirisiniz

Ankara İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2018)

Ankara İftar Saatleri (Ramazan İmsakiyesi 2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CLOSE
CLOSE