Peygamber Efendimiz nasıl tefekkür ederdi? İşte Peygamberimizin tefekkür hali…

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sükûtu ve tefekkürü çok severdi. Nübüvvetine yakın zamanlarda halvet ve uzlete çekilmeyi daha çok arzu eder olmuştu. Mekke-i Mükerreme’ye yaklaşık 5 km. mesâfedeki Hirâ Mağarası’na giderek orada günlerce kalırdı. O’nun bu uzletlerindeki ibâdeti, tefekkür etmek, atası Hz. İbrâhim -aleyhisselâm- gibi göklerin ve yerin melekûtundan ibret almak ve Kâbe’yi seyretmek şeklindeydi.[1]

Zîrâ Hirâ, insanlığa ebedî bir meş’ale olacak Kur’ân-ı Kerîm’in nezd-i ilâhîden kalb-i pâk-i Muhammedî vâsıtasıyla beşer idrâkine intikâlini sağlayacak bir hazırlık safhasıydı.

O günlerde kâinât ve onun Hâlık’ı hakkında tefekkür eden Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- daha sonraki hayâtında da dâimâ hüzünlü ve tefekkür hâlinde idi. Zarûret olmaksızın konuşmazdı. Sükûnet hâli uzun sürerdi. Bir söze başlayınca, onu yarım bırakmaz, tamamlardı. Birçok mânâları birkaç kelimede toplar öyle ifâde buyururdu. Yâni çok özlü konuşurdu.

[1] Aynî, Umdetü’l-Kârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, Beyrut, İdâretü’t-Tıbâati’l-Münîriyye, ts., I, 61; XXIV, 128.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları