Medine ve Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederken okunabilecek dualar ve yapılması gerekenler nedir? İşte cevabı…

Peygamberimizin kabrini ziyaret adabı…

Resülüllah Efendimiz (s.a.s.),

ek22
Bir kimse bana merhaba verince ALLAH bana ruhumu iade eder, ben de o kimsenin selamını alır, ona karşılık veririm” (bû Dâvûd, Menâsik, 100; I,534.) buyurmuştur.

Peygamber Efendimizi ziyaret etmeğe niyet eden kimse, mescidini ziyaret etmeğe niyet eder ve bu ziyaret ile ALLAH’ın rızasını kazanmayı amaçlar.Yolculuğu esnasında her zamankinden daha oldukça salat-ü merhaba getirir. Medine’ye yaklaşıp Mescid-i Nebiyi ve civarını görünce salat-ü selamı daha da arttırır ve

ek23

Ey ALLAH’ım! Bu, Peygamber’inin haremidir. Onu benim hakkımda cehennem ateşinden, azaptan ve fena hesaptan korunma vesilesi kıl” diye yakarma eder. Mümkünse Medine’ye girdiğinde gusleder yada abdest alır. Temiz elbiseler giyinir, güzel koku sürünür, Mescide ulaştığında,

ek24

ALLAH’ın adıyla ve Resülullah’ın dini suretiyle (bu ziyareti yapıyorum) Ey Rabbim, (gireceğim yere) doğruluk ve esenelik içinde girmemi sağla. Çıkacağım yerden de beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana destek bir kuvvet ver”(İsra, 17/80.) Ey ALLAH’ım! Peygamber’in Muhammed’e ve onun aile fertlerine salât ve merhaba et. Günahlarımı bağışla, rahmet ve ihsanının kapılarını bana aç” diye yakarma eder. Sağ adımını atarak tevazu ve saygı ile içeriye girer. Kerahet vakti değilse iki rekat tahiyyetülmescid namazı kılar. Bu namazı mümkünse, Hz. Peygamberin kabrinin bulunmuş olduğu hücre ile minberinin içinde bulunan ve “Ravza-Mutahhare” diye anılan yerde, değilse mescidin uygun bir yerinde kılar. Resülullah (s.a.s.),

ek25

Evimle minberimin arası aden bahçelerinden bir bahçedir, minberim de (Kevser) Havuzumun üzerindedir” buyurmuştur. (Buhârî, Mescid-ü Mekke, Fadlü’s-Salâti Fî Mescid-i Mekka; II, 57.)

Tahiyyetülmescid namazını kıldıktan sonrasında, bu nimete ulaşmış olduğu için şükür seçdesi yapar yada iki rekat şükür namazı kılar, sonrasında kabr-i şerife doğru ilerler, Peygamber Efendimiz‘ in kutsal başı hizasına erişince iki metre kadar mesafede yüzü kabre, sırtı kıbleye dönük olarak durur.

Resülüllah’ın kendisini görmüş olduğu, söylediklerini işittiği, kendisine muka’belede bulunacağı bilinci ve duasının kabul edileceği inancı ile şöyleki merhaba verir ve yakarma eder:

ek26

ek27

“ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH’ın Resülü.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH’ın Nebisi.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH’ın seçkin Peygamberi.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey rahmet Peygamberi.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ümmetin şefaatçisi.

ALLAH’ın selamı üstüne olun ey Peygamberlerin efendisi.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey nebilerin sonuncusu.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun “Ey örtünüp bürünen Peygamber

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey Muhammed,

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey Nebi Ahmed.

ALLAH’ın selamı sana ve ALLAH’ın kirlerini giderip tertemiz kıldığı güzel ve temiz ev halkına olsun.

ALLAH bizlerden yana seni, bir nebiyi kavminden yana ve bir resülü ümmetinden yana mükafatlandırdığı en yüksek aşama ile mükafatlandırsın.

Şahadet ederim ki ALLAH’tan başka ilah yoktur ve sen ALLAH’ın Resülü’sün. Peygamberlik görevini ve emaneti yerine getirdin. Ümmete tembih ettin, Kur’an’ı açıkladın, ALLAH yolunda hakkıyla cihad ettin.

ALLAH’ım! Efendimiz Muhammed (s.a.s.)’e vesileyi ve fazileti ver ve onu kendisine vaad ettiğin “Makam-ı Mahmûd”a gönder. Ona, senden istenebilecek en büyük mükafatları ver.

ALLAH’ım! Efendimiz, kulun ve ve Resûlün, ümmi Nebi’n Muhammed’e ve onun Aile fertlerine, eşlerine ve soyuna salât et, tıpkı İbrahim (s.a.s.)e ve onun aile fertlerine salat ettiğin benzer biçimde ya Rabbi.

Efendimiz Muhammed (s.a.s.)’i ve onun aile fertlerini kutsal kıl, tıpkı İbrahim (s.a.s.)’e ve onun aile fertlerini kutsal kıldığın benzer biçimde ya Rabbi!” diye merhaba verir ve yakarma eder.

Kendisi vasıtası ile Resülüllah’a merhaba gönderilmiş ise;

ek28

Ya Resulellah! Filanca kişinin sana selamı var, ALLAH katında kendisi için şefaatçi olmanı istiyor; ona ve tüm müslümanlara şefaat eyle” diye selamı iletir.

Peygamberimiz (s.a.s.)’e sağlığında iyi mi saygı göstermek gerekiyor idiyse, vefatından sonrasında da aynı şekilde ona saygılı hareket etmek gerekir. Onun mescidinde ve kabr-i şerifi’nin yanında yüksek sesle konuşulmaz, kabrin yanına fazla yaklaşılmaz, duvarlarına el ve yüz sürülmez, sırt yada göğüs ile duvarlarına yaslanılmaz, çevresinde tavaf edilmez, başkalarına hastalık verilmez. Bu tür davranışlar bidattir.

Ziyaret süresince ALLAH’ın Resulünün sağ olup hücre-i saadetinde istirahat etmekte olduğu düşüncesi ile hareket edilmelidir. Unutmamak gerekir ki, o makam, yüce ALLAH’ın bazı sahabîleri “Ey inanç edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üzerine yükseltmeyin”(Hucürât, 49/2.) diye uyardığı makamdır.

Yakarma, salât ve selamdan sonrasında, bir metre kadar sağa ilerleyerek Hz. Ebubekir (r.a.) ın başının hizasında durur:

ek29

“ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH Resûlü’nün halifesi.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH Resûlü’ün sığındığı mağaradaki arkadaşı.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey ALLAH Resülünün seyahat arkadaşı.

Alah’ın selamı üstüne olsun ey onun sırlarının güvenilir saklayıcısı.

ALLAH seni bizlerden yana, bir önderi, peyganberinin ümmetinden yana mükafatlandırdğı en yüksek aşama ile mükafatlandırsın. Asla kuşku yok, sen ALLAH’ın Resülüne en güzel şekilde halifelik yaptın, onun yolunu en iyi şekilde takip ettin. Dinden dönenlerle ve bidatçılarla savaştın, akrabalık bağlarını gözettin. Ölünceye kadar hakkı daima ayakta tuttun, haklı olana yardım ettin. ALLAH’ın selamı, rahmeti ve bereketi üstüne olsun” diye merhaba verip yakarma eder.

Bir metre kadar sağa doğru ilerleyerek Hz. Ömer (r.a.) ın başı hizasına gelir. Burada;

ek30

“ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey müminlerin emiri.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey müşriklerin baskısı altında iken müslümanlığını ortaya koyup duyuru eden yiğit.

ALLAH’ın selamı üstüne olsun ey putları kıran Halife.

ALLAH seni en güzel bir halde mükafatlandırsın ve seni halife yapanlardan razı. Bu sebeple sen İslam’a ve müslümanlara yardım ettin, yetimleri himayen altına aldın, akrabalık bağlarını gözettin. İslam seninle güç kazanmıştır Müslümanlar için razı olunan bir önder, doğru yola iletilmiş bir yol gösterici oldun.Onların birliğini sağladın, yoksul olanlarını varlıklı kıldın, eksiklerini tamamladın. ALLAH’ın selamı, rahmeti ve bereketi üstüne olsun” diye merhaba verip yakarma eder.

Sonrasında yine Resülüllah’ın kutsal başı hizasına gelmiş olarak;

ek31

“ALLAH’ım! Uzak ülkelerden, uzak beldelerden, Peygamber’in Muhammed (s.a.s.)’e karşı görevimizi yerine getirmek ve onun bıraktığı hatıraları görmek maksadıyla geldik. Hatalarımız belimizi büktü, günahlarımız omuzlarımızı çökertti. Muhammed Mustafa ise şefaatinin kabul edileceği, övülmüş en yüce makama çıkarılacağı vaad edilmiş şafaatçi bir Peygamberdir. Sen ise Kur’an’da;

ek32

Eğer onlar kendilerine zulmettikleri vakit sana gelseler de Allahtan günühlarının bağışlanmasını dileseler ve Peygamber’e onlara affetme dileseydi, elbet ALLAH’ı tövbeleri oldukça kabul edici ve oldukça merhametli bulacaklardı”(Nisa, 4/64.) buyuruyorsun. Ikimiz de günahlarımızın bağışlanması dilemek için geldik.

Ey ALLAH’ım! Onu bizlere şefaatçi kıl, canımızı onun dini ve sünneti suretiyle al, terk edilmemiş ve pişman olmamış kimseler olarak bizi onun Kevser havuzunun başlangıcında topla ve onun kabından bizlere su içir.

ALLAH’ım! Onu bizlere şefaatçı kıl, ALLAH’ım! Onu bizlere şefaatçı kıl.

ALLAH’ım! Bizim günahlarımızı, bizlerden evvel inanç ile göçmüş babalarımızın, annelerimizin ve kardeşlerimizin günahlarını bağışla. Kalplerinizde inanç edenlere karşı hiçbir kin tutturma.

Ey Rabbimiz! “Şüphesiz sen oldukça esirgeyensin, oldukça acıma edensin.

Rabbimiz! Bizlere dünyada bir iyilik ver, ahirette de bir iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.

Onur ve izzet sahibi Rabbimizi inanmayanların yanlış nitelemelerinden tenzih ederim. Slm olsun peygamberlere, hamd olsun alemrin Rabbi olan ALLAH’a” diye yakarma eder. Dilerse orada, dilerse mescidin uygun olan her hangi bir yerinde başka dualarda bulunur, kendisi, ailesi ve yakınları için yakarma eder.

Yakarma ederken sesini fazla yükseltmez, aşırılığa kaçmaz, tevazu ve huşu içinde olur.

ek33

Rabbinize alçak gönüllüce ve için için yakarma edin. Bu sebeple O haddi aşanları sevmez”(A’râf, 7/55.) ayeti ışığında hareket eder.

Sonrasında Kabri Şerif ile Minber içinde bulunan “Ebû Lübâbe Sütunu”nun yanına gelir, burada iki rekat namaz kılar, istiğfarda bulunur. Sonrasında “Hannâne Sütunu”nun yanına gelir. Burada da yakarma eder, fırsat bulursa namaz kılar. Mescid’de bulunmuş olduğu süreyi Kur’an okuyarak, zikir, yakarma ve niyazda bulunarak değerlendirir.

Kaynak: Diyanet Hac İlmihali, DİB Yayınları