Ana Sayfa / Hadisler / Peygamber Efendimiz’in misafir karşılaması ve misafirperverliği hakkında bilgi yazı hadis hikaye

Peygamber Efendimiz’in misafir karşılaması ve misafirperverliği hakkında bilgi yazı hadis hikaye

hadisler

Hz. Muhammed (sav) misafirleri nasıl karşılardı

Peygamber Efendimiz Misafirleri Nasıl Karşılardı

Peygamberimiz (ASV)’in misafiri hiç eksik olmazdı. Uzaktan yakından pekçok misafiri gelirdi.

Bazı devlet ve kabilelerden özel ve resmi heyetler gelir, günlerce kalırlardı. Peygamberimiz (asv) bu misafirlerle bizzat ilgilenir, ağırlar, hizmetlerini görürdü.

Habeşistan’dan gelen heyete bizzat Peygamberimiz hizmet etti. Sahabîler,

Siz bırakın, yâ Resulallah, hizmeti biz görürüz” dediler. Peygamberimiz,

Onlar daha önce bizim arkadaşlarımıza ikram etmişlerdir. Şimdi ben de bu hizmetlerinin karşılığını vermekten zevk duyuyorum. buyurdu.

Taif’ten gelen Sakif heyetini, mescitte misafir etti, ağırladı. Yine hizmetlerini kendisi gördü. Daha sonra onlar hep beraber Müslüman olarak yurtlarına döndüler.

Peygamberimiz (asv)’in kendi evi misafiri kabule müsait olmadığı zamanlar, Ensardan Remle ile Ümmü Şerik’in evi misafirhane vazifesini görüyordu. Bu kadınlar iyiliksever, cömert kimselerdi. Bazen gelen misafirler o kadar çok olurdu ki, hizmetlerini rahatça görmek için böyle misafir evlerine taksim edilirdi.

Peygamberimiz (asv) misafir konusunda din ayırımı yapmazdı. Herkese aynı yakınlık ve iyiliği yapar, aynı nezaket ve anlayışı gösterirdi.

Misafiri sevmek, onu ağırlamak imanın bir görüntüsü ve alâmetidir. Bir insanda iman ne kadar güçlü ise misafire olan yakınlığı da o nisbette artar.

Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre Peygamberimiz (asv) şöyle buyurdular:

Allah’a ve âhiret gününe iman eden misafirine ikram etsin.

Allah’a ve âhiret gününe iman eden akrabasını görüp gözetsin.

Allah’a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin yahut sussun.

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN ve IZLESIN.

Bu habere de bakabilirisiniz

hadisler

Oruçlu mü’minin ferahlayıp sevineceği iki an vardır

“Oruçlu mü’minin ferahlayıp sevineceği iki an vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir