Âlemlerin Fahr-i Ebedîsi, âyet-i kerîme üzerinde tefekkür ederek Âhireti ve ümmetinin oradaki hâlini düşünüyor ve gözyaşları içinde Rabbine niyâz ediyordu.

Ebû Zer -radıyallâhu anh- Allah Resûlü’nün sabaha kadar tefekkür ve niyazda bulunduğu bir hâlini şöyle anlatır:

“Peygamber Efendimiz bir gece kıyamda sabaha kadar:

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

«Eğer kendilerine azâb edersen, şüphe yok ki onlar, Sen’in kullarındır. Şayet onları bağışlarsan, kudreti ile her şeye üstün gelen Azîz, hikmetiyle her yaptığını yerli yerince yapan Hakîm Sen’sin!» (el-Mâide, 118) âyetini tekrarladı durdu.” (Nesâî, İftitâh, 79; Ahmed, V, 156)

Âlemlerin Fahr-i Ebedîsi, âyet-i kerîme üzerinde tefekkür ederek Âhireti ve ümmetinin oradaki hâlini düşünüyor ve gözyaşları içinde Rabbine niyâz ediyordu.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları