Mescid-i Nebi ve Peygamberimizin kabrini ziyaret adabı iyi mi olmalıdır? İşte Peygamberimizi ziyaret etmenin hükmü…

Peygamberimizi ziyaret etme adabı…

Resûlullah’ı ziyaret için Medine’ye giderken, Mescid-i Nebî’yi ziyarete ve orada namaz kılmaya niyet edilir. Zira bu mescid, Mescid-i Harâm ve Mescid-i Aksâ benzer biçimde içinde namaz kılmak suretiyle uzak yerlerden sefer yapılacak üç mescidden biridir. Burada kılınan bir namaz, Mescid-i Harâm haricinde, öteki mescidlerde kılınan bin namazdan sevap yönünden daha üstün görülmüştür. (Buhârî, “Salâtü fî  mescidi Mekke”, 1) Seyahat esnasında çokça salâtü selâm söylenir. Medine uzaktan görülünce: “ALLAHım, burası senin peygamberinin haremidir, vahyinin indiği kutsal yerdir. Bu mukaddes yeri benim için  cehennemden korunma, azaptan  ve hesaptan  gü- vence kıl!” diye yakarma edilir.

RAVZA-İ MUTAHHARA NEREDEDİR?

Medine’de kalınacak yere yerleşildikten sonrasında abdest tazelenir, mümkünse gusledilir. Var ise güzel kokular sürünüp temiz bir giysiyle, salavât-ı şerife okunarak ve Resûlullah (s.a)’ın civarında bulunulduğu ve onun huzuruna varılacağı düşünülerek Mescid-i Nebî’ye gidilir. “Bâbüsselâm” yada “Bâbü’l- cibrîl” denilen kapıların birinden mescide girilir. Kerâhet vakti değilse, iki rek‘at “tahiyyetü’l-mescid” kılınıp yakarma edilir. Bu namazın, mümkün olursa Hz. Peygamber’in “Evimle minberim arası aden bahçelerinden bir bahçedir” (Buhârî, “Salâtü fî mescidi Mekke”, 5) buyurduğu “Ravza-i Mutahhara” denilen yerde kılınması uygun olur. Resûlullah’a hayatta iken iyi mi saygı ve tâzim lüzumlu ise, vefatından sonrasında da aynı şekilde gereklidir. Bu sebeple Hz. Peygamber ziyaret edilirken bağırarak selâm verilmez, yanında yüksek sesle yakarma edilmez, saygısız ve edebe uymayan davranışlarda bulunulmaz. Hücre-i saâdetin duvarına kadar sokulunmaz, duvarlarına el sürülüp öpülmez, etrafı tavaf edilmez, karşısında eğilinmez. Bu tür davranışlar mekruhtur ve çirkin bid‘atlardır. Hele kabr-i saâdete karşı secde kesinlikle haramdır; yakarma kastıyla yapılırsa küfürdür. Tahiyyetü’l-mescid kılınıp istenilen dualar yapıldıktan sonrasında tevazu, edep ve sükûnetle, ortalama 1.5 metre kalıncaya kadar kabr-i saâdete yaklaşılıp Resûlullah’a önem vererek, başı hizasında durulur. Resûlullah’ın kendisini görüp sözlerini işittiğini düşünerek ve selâmını kabul buyurup, duasına “âmin” diyeceğini umut ederek,

es-Selâmü aleyke yâ seyyidî yâ Resûlellah, es-selâmü aleyke yâ nebiyyallah…” (Selâm sana ey efendim, ey Tanrı elçisi! Selâm sana ey Tanrı habercisi) diye ilgili kitaplarda örnekleri bulunan selâm ve dualar okunması mümkün. Sonrasında 1 metre kadar sağ tarafa ilerlenip Hz. Ebû Bekir’in başı hizasında, hemen sonra 1 metre kadar daha ilerlenip Hz. Ömer’in başı hizasında durulur. Onlara da selâm verilip yakarma edilir. Yine Hz. Peygamber’in başı hizasına dönülüp kıbleye önem vererek yakarma edilir. Sonrasında “Ravza-i Mutahhara”da istenilen dualar yapılır ve namaz kılınır.

MESCİD-İ NEBEVİ’DE NAMAZ KILMAK ŞART MIDIR?

Medîne-i Münevvere’de kalınan süre içinde beş zaman namazın Mescid-i Nebî’de kılınmasına itina gösterilir. Halk içinde Medine’de sekiz gün kalıp kırk zaman namaz kılmanın lüzumlu olduğu kanaati yaygın hale gelmiş ise de, fıkıh kitaplarında bu şekilde bir kayıt olmadığı benzer biçimde Hz. Peygamber’den bu görüşü destekleyen güvenilir bir rivayet de mevcut değildir. Mühim olan Medine’de şu kadar süreyle kalmak yada şu sayıda namaz kılmaktan fazlaca, azca olsun fazlaca olsun kalınan süreyi en iyi şekilde değerlendirmek, kılınan namazları kalp huzuru ve edeple ifa edebilmektir. Resûlullah’ın kabr-i saâdetleri tenha zamanlar kollanarak sık sık ziyaret edilir. Boş zamanlar Mescid-i Nebî’de kazâ namazı, Kur’ân-ı Kerîm kıraati, salâtü selâm, zikir ve tesbîhatla değerlendirilir.

Medine’den ayrılırken de Resûlullah ziyaret edilerek vedâ edilir. Uygun bir yerde, mümkünse Ravza-i Mutahhara’da iki rek‘at şükür namazı kılınıp, bu mukaddes bölgeleri yine ziyaret ve sâlimen memlekete dönmek yakarma ve niyazı ile Mescid-i Nebî’den çıkılır.

Kaynak: İslam İlmihali 1, TDV Yayınları