Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hem maddî hem de mânevî kişiliğinin ortaya çıktığı pazartesi gününü, bu güzelliklerin bir takdiri ve teşekkürü olarak oruçlu geçirmeye çalışmıştır. 

Ebû Katâde radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘e pazartesi günü oruç tutmanın fazileti soruldu. O da şöyle buyurdu:

O gün, benim doğduğum, peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür.” [1] Müslim, Sıyâm 197, 198)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.” [2]

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem pazartesi ve perşembe günleri orucuna özen gösterirdi. [3]

PEYGAMBERİMİZ PAZARTESİ – PERŞEMBE ORUÇLU OLMAYA ÖNEM VERİRDİ

Nâfile oruç tutmanın müstehap olduğu zamanlar arasında pazartesi ve perşembe günleri de bulunmaktadır.

Üçüncü hadisten öğrendiğimize göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu iki günde oruçlu olmaya ayrıca bir önem verir ve özen gösterirdi.

Kendisine bunun sebebi sorulmuş o da, görüldüğü üzere birinci hadiste: “O gün, benim doğduğum ve peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür” buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz hem maddî hem de mânevî kişiliğinin ortaya çıktığı pazartesi gününü, bu güzelliklerin bir takdiri ve teşekkürü olarak oruçlu geçirmeye çalışmıştır.

Pek tabii olarak, Sevgili Peygamberimiz’in doğduğu ve peygamber olarak görevlendirildiği gün, biz ümmeti için de son derece büyük  bir anlam taşır.

Bu sebeple pazartesi günleri mümkün olduğunca oruçlu bulunmaya çalışmak suretiyle, hem Sevgili Peygamberimiz’in sünnetine uyulmuş, hem de onun bu günlere ait hatıraları yâdedilmiş olur.

İman ufuklarımızı aydınlatan nübüvvet ve İslâm aydınlığının ilk parladığı günü oruçlu geçirmek elbette uygun bir davranıştır.

Öte yandan zaman ve mekânların kıymeti, sahne oldukları olayların büyüklüğü ve değeri ile ölçülür.

Pazartesi günü de iki cihan güneşi Peygamber Efendimiz’in doğumuna ve İslâm’ın ilk vahyine sahne olduğu için büyük bir kıymeti haizdir.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, ikinci hadiste bu defa, pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmesinin bir başka hikmetini açıklamaktadır: “Pazartesi ve perşembe günleri ameller Allah’a arz olunur.

Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.”

Kulların amelleri günlük olarak sabah ve akşam Allah’a yükseltilir, haftalık olarak pazartesi ve perşembe günleri arzolunur. Yıllık olarak da şaban ayında sunulur.

Bu birbirinden farklı olan durumlarla ilgili ayrı ayrı hadisler vardır. Ancak hemen belirtelim ki, durum farklılığından dolayı  bu hadisler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir.

Her biri farklı zamanlardaki işlemleri haber vermektedir.

Ayrıca Müslim’in rivayet ettiği, fakat burada yer almayan bir başka hadiste de (Birr ve’s-sıla 35) “Cennet kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır…” buyurulmaktadır.

Efendimiz’in bu tavrı ve açıkladığı gerekçeler,  biz ümmeti için üzerinde derin derin düşünülecek hususlardır.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1- Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak müstehaptır.

2- Peygamber Efendimiz pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmeye özen gösterirdi.

3- Amellerinin oruçlu iken Allah’a arz olunmasını isteyenler, pazartesi ve perşembe günlerini oruç tutarak geçirmelidirler.


[1] Müslim, Sıyâm 197, 198.

[2] Tirmizî, Savm 44. Ayrıca bk. Müslim, Birr ve’s-sıla 36 (ancak burada oruçla ilgili kısım yer almamaktadır); Nesâî, Sıyâm 70.

[3] Tirmizî, Savm 44. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd 60; Nesâî, Sıyâm 70; İbni Mâce, Sıyâm 42.

Kaynak: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları