İnfakta bulunmanın, sadaka vermenin ölçüsü nedir? Sadaka vermenin bir sınırı var mıdır?

Peygamber Efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde; vaktiyle bir adamın sadaka vermeye niyetlenip bir gece karanlığında onu bilmeden bir hırsızın, ikinci gece bir fâhişenin, üçüncü gece de bir zenginin eline tutuşturuverdiğini, bunu duyan halkın hayret dolu ifâdelerle o adamı tenkid edip ayıpladığını, fakat o zâtın infâkındaki ihlâsı bereketiyle rüyasında şu sözlere muhâtap olduğunu bildirir:

“Hırsıza verdiğin sadaka, belki onu yaptığı hırsızlıktan utandırıp vazgeçirecektir. Fâhişe, belki yaptığından pişman olup vazgeçerek iffetli bir kadın olacaktır. Zengin de belki bundan ibret alıp Allâh’ın kendisine verdiği maldan muhtaçlara dağıtacaktır.” (Bkz. Buhârî, Zekât, 14; Müslim, Zekât, 78)

SİGARA PARASI 

Bu hikmet ve hakîkatin bir benzerini de, Hak dostu olan Mahmut Sâmi Ramazanoğlu Hazretlerinin şu hâtırasında görmekteyiz:

Bir Anadolu yolculukları esnâsında Ürgüp’te bir kişi otomobillerini çevirerek Hazret-i Pîr’den sigara parası ister.

Bâzı yol arkadaşlarının muhâlefetlerine rağmen, Sâmi Efendi Hazretleri; “Mâdemki istiyor, vermek lâzım.” diyerek hiç düşünmeden etrafındakilerin şaşkın bakışları arasında adamın istediği parayı uzatıverir.

Sevinçle parayı alan fakir, bir anda niyetini değiştirip; “Şimdi gidip bununla ekmek alacağım.” diyerek oradan ayrılır.

İşte Allah için ihlâsla verilen bir sadakanın muhâtabında meydana getirdiği müsbet tesir!..

Bunun içindir ki Şeyh Sâdî şu îkazda bulunur:

“Lutuf ve ihsânı bir kese içine koyup ağzını bağlama! İhsânını kimseden esirgeme! Bu riyâcıdır, öteki hilecidir, deme! Varsın öyle olsunlar, bundan sana ne!?”

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları