Günâh işleyen kişi tövbe etmekle günâhlarından kurtulabilir mi? İşte her türlü günâhı sildiren tövbe duâsı…

TEVBE SÛRESİ’NİN BAŞINDA NEDEN BESMELE YOKTUR?

Cenâb-ı Hak’tan pişmanlıkla, ihlâsla af dileyen kimsenin tüm günâhlarının bağışlanacağını bizzat Peygamber Efendimiz müjdeliyor. Peygamber Efendimiz’in öğrettiği tövbe duâsı…

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا

إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâhi, innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ (cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm (rahîmu).

De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53)

Hz. Ebûbekir (r.a.) anlatıyor:

“Yâ Resûlullah, namazın âhirinde okumak üzere bana bir duâ ta’lîm buyur.” dedim.

Resûlullah şöyle buyurdu:

“Yâ Rabb, muhakkak ki ben kendime çok zulmettim; yani çok günâh işledim. Günahları ise ancak sen afv ü mağfiret edersin. Hakkıyle gafûr ve rahîm ancak sensin. Beni kendi indinden bir fazl u keremle afv ü mağfiret eyle ve bana lutf u ihsanınla merhâmet eyle. Yani benim istihkakım olmayarak mahza fazl u kereminle cehennemden halâs edip cennet ve cemâline kavuştur.” (Buhârî, Ezân, 149, Deavât, 16)

ONLAR SEHERLERDE TEVBE EDERLER – OSMAN NURİ TOPBAŞ

İSTİĞFAR DUÂSI

Şeddad bin Evs’in (r.a.) rivayete göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir:

اَللّٰهُمَّ اَنْتَ رَبِّى لٰا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ خَلَقْتَنِى وَاَنَاۨ عَبْدُكَ وَاَنَاۨ عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ. اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، اَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَاَبُوءُ بِذَنْبِى فَاغْفِرْ لِى فَاِنَّهُ لٰا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اَنْتَ

«Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lutfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.»”

SEYYİDÜ’L-İSTİĞFARIN FAZİLETİ

Resûl-i Ekrem Efendimiz sözlerine devamla şöyle buyurur:

“Her kim, bu Seyyidü’l-İstiğfârı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.” (Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101)

Bu duânın hulâsa-i meali: Ya Rabb, ben cürm ü kusurlarımı i’tirâf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim, ni’metlerinin şükründen âcizim, beni afv ü mağfiret eyle, demektir.