Ana Sayfa / İslam / Victor Hugo da müslüman çıktı! Hz. Muhammed hakkında yazdığı şiirin sözleri!

Victor Hugo da müslüman çıktı! Hz. Muhammed hakkında yazdığı şiirin sözleri!

Victor Hugo müslüman mıydı? Kafa karıştıran şiir

Daha ilkin dünyanın en büyük yazarlarından kabul edilen meşhur Rus yazar Lev Tolstoy hakkında meydana getirilen  “aslına bakarsak müslümandı” iddiası, bu kez gene dünyanın en mühim ve en tanınmış yazarlarından kabul edilen ve yazdığı “Sefiller” adlı dev eserle ölümsüzleşen Victor Hugo için öne sürüldü.

Tolstoy’un yüce İslam peygamberi Hz. Muhammed ile ilgili yazdığı kitabın ortaya çıkması kendisi hakkında müslüman olduğu inanışını öne çıkartmıştı. Victor Hugo ise peygamber efendimiz hakkında bir şiir yazmıştı ve bu şiir uzunca bir süre saklanmıştı.

Peki Hugo hakkaten müslüman oldu mu?

Fransız düşünür ve yazar Victor Hugo’nun Hazreti Muhammed için yazdığı ‘Mahomet’ şiirinin Türkçe’ye çevrilmesi bununla beraber bir oldukça ihtimali de getirdi.

Hazreti Muhammed’in doğumunun 1443’üncü yılının kutlandığı günlerde Fransız düşünür ve yazar Victor Hugo’nun Hazreti Muhammed için yazdığı dizeler Türkçe’ye çevrildi. Şiirde Hz. Muhammet’ten övgüyle bahseden Hugo, Müslüman mıydı? sorusunu akıllara getirdi.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Dil Eğitim Merkezi Fransızca Kısmı Öğretim Görevlilerinden Yakup Yaşa, uzun araştırmalar sonrası orijinal metnin üstünden çeviri etmiş olduğu ‘Mahomet’in her dizesinde Peygamber’in mütevazı yaşamı ve yüceliğinden izler var. Hugo eserinde Hz. Muhammed’in ölmeden önceki son zamanlarını konu alıyor.

YÜZYILA DAMGA VURAN YAZARLARDAN BİRİSİ

Victor Hugo, uzun yaşamı, üstün dehası, insana ve insanlığa dair asil düşünceleri ve kuvvetli yapıtlarıyla, 19’un yüzyıla damgasını vuran yazarlardan biri. Yapıtları kuvvetli bir lirizm içeren Hugo, eserlerinde daha oldukça, aşk, baba şefkati, ölüm, insan yazgısı, özgürlük, yoksullara iyi davranma, emeğin kutsallığı, yaşamın hüzün ve neşesi ile tüm evreni kuşatan Tanrı’nın varlığı şeklinde mevzulara yer vermişti.

VİCTOR HUGO MÜSLÜMAN MIYDI?

Meşhur Fransız yazar Victor Hugo’nun, 1855 senesinde sürgündeyken yazmaya başladığı, insanlık zamanı ve gelişimini özetleyen ve hala Fransa’nın gerçek anlamdaki tek destanı olarak kabul edilen, “La Légende des Siècles (Yüzyılların Efsanesi)” adlı eserinde; ALLAH, İslam, Kur’an ayetleri ve Hz. Muhammed ile ilgili oldukça sayıda şiirinin olduğu yüz senelerdir biliniyor. Sadece, aynı eserin Brüksel’de 28 Eylül 1859 senesinde meydana getirilen ilk baskısında yer edinen İslam ve İslam peygamberine dair ‘Mahomet’, öteki baskılarından çıkarılmıştı. Yüzyılın Efsanesi’nde de yer edinen “Mahomet”‘i Le Centre national de la recherche scientifique (Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi), sadece, Hugo’nun ölümünden yüzyıl sonrasında kısaca 1985 senesinde yayınlamıştı. Bu yayınla beraber Hristiyan dünyasında bir oldukça münakaşaya yol açan Hugo’nun Müslüman olduğu da kritik edilmeye başlanmıştı.

“HUGO, HZ MUHAMMET’İ ÇOK GÜZEL ANLATIYOR”

Hugo’nun ‘Mohamet’i nin orijinal metinlerini Le Centre national de la recherche scientifique’den elde eden Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Dil Eğitim Merkezi Fransızca Kısmı Öğretim Görevlilerinden Yakup Yaşa, uzun bir emek harcama sonucu eseri Türkçe’ye çevirdi. Yakup Yaşa, “7 senedir ortalama 400’e yakın Fransızca şiiri Türkçe’ye çevirdim. Uzun süredir Hugo’nun Hz. Muhammed’e yazdığı şiir üstünde çalışıyordum. Fransa’da çeşitli üniversitelerde vazife meydana getiren edebiyatçı akademisyenlerle görüştüm. Hugo’nun şiirinin orijinalini bulup Türçe’ye çevirdim. Çeviriyi hemen hemen bitirdim. Üniversitede üstünde çalışmalarımız sürüyor. Hugo şiirinde Hz. Muhammed’i bir o kadar güzel konu alıyor ki etkilenmemek mümkün değil. Bu anlatımlar Hugo’nun İslamiyet’le ne kadar ilgili bulunduğunu gösteriyor” dedi.

“KİM OLDUĞUNU YALNIZCA BİLİR”

“Son zamanlarda Hugo ile ilgili yazılan en ciddi yapıtlardan kabul edilen ve meşhur yazın araştırmacısı, Henri Guillemin imzasını taşıyan “Hugo” adlı eserin ön sözünde, Hugo’nun şu sözlerine yer veriliyor: “Je m’ignore ; je suis pour moi-même voilé, DIEU Seul sait qui je suis et comment je me nomme : Ben bile kendimi tanıyamıyorum ; kendi kendime yabancıyım, kim olduğumu ve adımın ne işe yaradığını, yalnızca ALLAH bilir.”

OĞULLARINI VAFTİZ ETTİRMEDİ

Hugo’nun, gerek iki oğlu gerek adam torununun vaftiz edilmediğini ve Hristiyanlık adetlerine nazaran defnedilmediğini belirten yazar, ek olarak kitabın bir oldukça yerinde onun devamlı evinde gizli saklı yakarma ettiğini belirtir. Bu durum ve “Mahomet” mersiyesindeki içerik, detaylar ve anlatılan öykü Hugo’nun Müslümanlığının konuşulur hale gelmesine en büyük etkendir. Yaşar’ın çevirilmiş olduğu dizeler şu şekilde:

L’AN NEUF DE L’HEGIRE (HİCRİ DOKUZUNCU SENE)MAHOMET HZ.MUHAMMED

Vazifesinin yakın olduğu içine doğmuştu
Metindi, kimseyi kınamıyor, incitmiyordu
Yolda görmüş olduğu kimselerle selamlaşıyordu
Her gün sanki birazcık daha yaşlanıyordu
Oysa yalnız yirmi ak vardı siyah sakalında
Durup su içen develeri izliyordu arada sırada
Böylece, deve güttüğü zamanları hatırlıyordu.
Sanki Cenneti görmüş, İlahi Aşkı bulmuştu
Sanki kâinatın yaratılışına tanık olmuştu
Alnı dik, yanakları kusursuz, benzersizdi
Kaşları ince, bakışları anlamlı ve keskindi
Boynu, Gümüş bir testinin boğazıydı sanki.
Tufanın gizemini bilen Nuh’un havası vardı.
Ona danışmaya gelenlere, adil davranırdı
Kimi itiraf eder, kimi güler ve inkâr ederdi
Sükunet içinde dinler, son olarak konuşurdu kendisi
Ağzından yakarış ve zikir asla noksan olmazdı
Fazlaca azca yer, karnının üstüne taş koyardı.
Boş durmaz, koyunlarını sağıp oyalanırdı
Oturur yere, elbiselerini kendi yapardı
Artık genç değildi, eski gücü de kalmamıştı
Gene de, herkesten daha çok oruç tutardı
Altmış üç yaşlarında, bir ateş sardı vücudunu
Mukaddes Kitap Kur’an’ı bir kez daha okudu
Sonrasında, sancağı, Said’in oğluna teslim etti.
Onlara: “Artık aranızdan ayrılma vakti geldi
ALLAH birdir, hep onun yolunda harp” dedi.
Mahzundu, bakışlarında, yurdundan mecburi
Sürülen yaşlı bir kartalın hüznü vardı sanki
Gene, her günkü vaktinde mescide geldi,
Ali’ye doğal olarak olanlar da arkasından geliyordu
Ve, mukaddes sancak rüzgarda dalgalanıyordu.
Benzi soluktu, döndü ve kalabalığa seslendi
“Ey insanoğlu, yaşam bitiyor, yaşam gelip geçici
Biz, karanlıkta birer zerreyiz, yüce olan O’dur
Ey insanoğlu, O’ndan başka rehberim yoktur
Onsuz bir değerim olmazdı.”
Bir zat ona : “Ey müminlerin gerçek Sultanı!
Seni dinler dinlemez, hepimiz inandı sözüne
Sen doğduğunda, bir yıldız dünyaya geldi gökyüzüne
Kisra sarayının üç kulesi birden devrildi” dedi.
O da: “Melekler ölümümü görüşme etti;
Zaman tamam, kulak verin! Eğer herhangi birinize
Bir fenalık yaptıysam, çıksın her insanın önünde
Ben ölmeden, gelsin öcünü alsın şimdi;
Kime vurmuşsam, o da bana vursun” dedi.
Ve uzattı usulca asasını oradan geçenlere.
Yaşlı bir bayan, bir koyunu kırpıyordu eşikte
Ona: “Tanrı yardımcın olsun!” diye seslendi.
Bakışlarında bir hüzün vardı, oldukça bitkindi
Dalgındı; birden, şu şekilde dedi: “Hepimiz duysun!
ALLAH benim adımı andı! Bundan güvenilir olun
Topraktan insan, nurdan bir peygamberim
İsa’nın getirmiş olduğu dini tamamlamaya geldim.
Ashabım, ben sabır taşıyım, İsa tatlı dilliydi.
Zira her şafak, doğacak güneşin müjdecisi
İsa benden ilkin, fakat ne Tanrıdır ne de oğlu
O, gülü koklayan Bakire Meryem’den dünyaya geldi.
Ihmal etmeyin, ben de etten kemikten bir faniyim
Kuruyan bir balçıktan başka bir şey değilim;
Şu dünyada başıma gelmeyen şey kalmadı;
Çektiğim çilelere, yol olsa, dayanmazdı
Baskı ve işkenceden, şu bedenim oldukça çekti;
Ve eğer işlediğimiz her bir günahın bedeli
Korkulu bir haşere olsaydı, o karanlık mezarı
Bizlere dar eder, cehenneme çevirirdi orayı.
Yeniden yeniden bedenlenir cehennem ehli
Ve kurtlar tekrardan kemirir tüm bedenlerini
Böylece, onlarca defa tükenir ve tekrardan dirilir
Cezalarını çekince de, tekrardan huzura erişir.
Ben, mukaddes savaşların mütevazı meydanıyım
Kimi zaman bir efendi kimi zaman de bir köle gibiyim
Kelamım, tıpkı çöldeki kum ve Kuyular gibidir
Bir sözüm korkutuyorsa, bir diğeri müjdecidir;
Ey inananlar! Çektiklerimi görüyorsunuz işte!
Karşıma alıp, insanı aldatıp tekrardan delalete
Sürüklemek isteyen o dehşet saçan iblisleri
Engellemeye çalıştım, bağladım o kirli ellerini
Bir çok vakit, Yakup şeklinde, karanlıklar içinde
Çarpıştım durdum, görmediğim kimselerle;
Fakat insanoğlu beni bilhassa öldürmek istedi
Bana karşı devamlı kin ve kıskançlık besledi
Ben ise, asla, Hak davamdan vazgeçmedim
Onlarla savaştım, fakat kimseden incinmedim
Cenk süresince: “Bırakın yapsınlar!” diyordum
Kanlar içinde tek yaralı ben olayım istiyordum
Varsın hepsi vursun bana, aslına bakarsan durmazlar ki
Zira sağ ellerine Ayı, sol ellerine Güneşi
Versem de, düşmanlarım vazgeçmezdi asla
Gene de saldırırlardı bana şu çileli yolculukta
Fakat ne olursa olsun geri adım atmadım
Zira bu mukaddes dava uğruna tam kırk yıl savaştım
İşte, bu şekilde geçen bir ömrü nihayet tamamladım
Şimdi ALLAH’a gidiyorum, dünyayı geride bıraktım.
Greklerin Hermès’i, Yahudilerin de Lévi’ yi
Desteklediği şeklinde siz de asla bırakmadınız beni
Çektiğiniz bu sıkıntılar, kesinlikle son bulacak
Bu soğuk, tenha geceye elbet Güneş doğacak
Müminler, asla ümidinizi kesmeyin O’ndan
Zira Kronnega dağlarını aslan yuvası meydana getiren,
Denizleri incilerle, karanlıkları da yıldızlarla
Donatan ALLAH, elbet sizleri de koymaz darda.
Sonrasında: “O’na inanıp teslim olun”diye ekledi
İnanmayan, sadece, inkâr da etmeyenlerin yeri
Aden ile cehennemi ayıran duvarın üstü
Kararmıştır kalpleri, günah işlemek tek işleri;
Asla kimse tamamen günahsız değildir bir ihtimal
Fakat çabalayın ki, ALLAH cezalandırmasın sizi
Namaz kılın, tüm azalarınız değsin yere
Zira o dayanılmaz cehennem ateşi, yalnız
O’nun için yere kapanmayan bedenleri yakar
O, kapkaranlık dünyayı, masmavi gökle açar;
Misafiri sevin, dürüst olun, adaletle hükmedin
Yüce katında türlü türlü nimetler var sizin için
Yedi göğü geçmek için altın eğerli atlar,
Ve yıldırımları geride bırakan süratli otomobiller
Huriler, tertemiz, hep ter ü taze ve neşeli
İncilerden yapılmış köşklerde oturur her biri
Cehennem ateş ehlini bekler, vay hallerine!
Alevden ayakkabıları olacak ve giydiklerinde,
Sıcaklıkları kazan şeklinde beyinlerini kaynatacak
Aden ehli ise, pek neşeli ve gururlu olacak.”
Birazcık durdu, hep ümitli olmalarını öğütledi
Sonrasında, ağır adımlarla yürümeye devam etti
Arkasından : “Ey insanoğlu! Size sesleniyorum
Zaman saat doldu, sonsuz bir âleme gidiyorum
Bir ihtimal bu sizinle son görüşmemiz, acil edin
Beni tanıyan hepimiz gelip son kez dinlesin
Bir hatam olduysa, yüzüme söylesin” dedi.
Kalabalık sükunet içinde sağa sola açılıp yol verdi
Gitti ve Ebufleya Kuyusunda sakalını yıkadı
Biri ondan üç drahmi istedi, çıkardı verdi
“Şimdi, mezara bırakmaktan daha iyi” dedi.
Her insanın, bir güvercininki şeklinde ışıl ışıldı gözleri
Bakıp, kendilerini hep kollayan o yüce insana,
Ağlıyordu halk; evine kadar eşlik ettiler ona
Birçoğu gözünü bile kırpmadan orada bekledi
Tüm geceyi dışarıda taşların üstünde geçirdi
Ve ertesi Sabah, günün ağardığını fark edince
“Ben artık kalkamıyorum, dedi, Ebubekir’e
Kitap’ı alıp yanına, sen kıldıracaksın namazı.”
Eşi Aişe de o sırada cemaatin arkasındaydı
Ebubekir okuyor, Muhammed ise dinliyordu
Nihayet, okumuş olduğu ayetleri usulca bitiriyordu
O, yakarış ve zikrini yaparken hepimiz ağlıyordu
Ve, Ölüm Meleği çıka geldi akşama doğru
“İçeri girebilir miyim” diye müsaade istedi
“Gelsin” dedi. Dünyaya açmış olduğu o ilk günkü şeklinde
Gene ışıl ışıl parlıyor ve gülümsüyordu gözleri,
Ve, Melek ona : “ALLAH seni bekliyor” dedi
Memnuniyetle, dedi. Şakakları şu şekilde bir titredi
Bir an aralandı dudakları ve ruhunu teslim etti.

Bu habere de bakabilirisiniz

2013 Ramazan Bayramı Kaç Gün Tatil Olacak ?

Ramazan ayı geçtiğimiz yıl sıcak yaz aylarına denk gelmiş ve tatil planı yapmak isteyenler ise Ramazan ayı nedeniyle ertelemek zorunda kalmıştı. Bazı vatandaşlarımız ise erken rezervasyon yaptırdığı için Ramazan bayramınıtatilde geçirmek zorunda kalmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir