Zekat kimlere verilir? Zekat verilirken aranan şartlar nedir? İşte zekatın verileceği sekiz derslik insan…

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Sadakalar (zekâtlar) ALLAH’tan bir farz olarak sadece, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, ALLAH yolunda olana, yolda kalana mahsustur. ALLAH pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Tevbe, 60)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Zekâtı verilmemiş her altın ve gümüş, kıyamet günü ateşte kızdırılarak plaka haline getirilip sahibinin yanları, alnı ve sırtı bunlarla dağlanır. Bu plakalar soğudukça, süresi elli bin yıl olan bir günde kullar içinde yargı verilinceye kadar sahibine azap için yeniden kızdırılır. Neticede şahıs, yolunu ya cennete ya da cehenneme çıktığını görür.” (Müslim, Zekât, 24;)

1-2) YOKSULLAR VE DÜŞKÜNLER

Bunlar, Kur’an’daki ifadesiyle “fakirler ve miskinler” dir. Fukara; ev ve ev eşyası şeklinde temel gereksinimlerini karşılayan malı olsa bile, gelirleri mutat olan gereksinimlerini karşılamayan ve borçları düşüldüğünde, nisap miktarından daha azca malı bulunan kimsedir. Bir işte çalmış olduğu halde gelir düzeyi temel gereksinimlerini karşılamayan kimse de bu sınıfa girer.

gercekfakir2

Miskin ise, hiçbir geliri ve malı bulunmayan kimsedir. Kur’an’da “sarp yokuşa tırmanmanın” tanımı yapılırken, “toza toprağa bulanmış bir düşküne (miskine) yiyecek yedirmek”ten söz edilir.” Bu ifade, miskinin son aşama yoksulluk ve sorun içinde bulunan kimse olduğuna işaret eder. Buna bakılırsa, miskin fakirden daha muhtaç kimsedir.

3) ZEKAT İŞLERİNDE ÇALIŞANLAR

Bunlar zekât işlerinde çalışan memurlardır. Kur’an’da “âmiller”in, zekâttan hisse almayı hak eden sekiz sınıftan biri olarak zikredilmesi, bu görevin bir ücret karşılığında yapılabileceğini gösterir. Buna bakılırsa çalışan şahıs varlıklı de olsa, emeğinin karşılığını alabilir.

afrikali_egitimci2

Zekât toplama işinin belir bir yüzde karşılığında uzmanlaşmış şahıs yada kuruluşlara yaptırılması da mümkündür. Buna bakılırsa zekât şeklinde büyük bir toplumsal yardımlaşma kurumu İslam devletine her hangi bir malî yük getirmeden çalışabilecek, üstelik devletin bütçeden yapması ihtiyaç duyulan harcamaların mühim bir kısmı bu fondan karşılanabilecektir.

4) MÜELLEFE-İ KULÛB

Bu derslik, kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimseleri kapsar. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethinde yeni İslâm’a girmiş bazı kimselere zekâttan hisse vermiştir. Bunların içinde hemen hemen İslâm’a girmeyenler de vardı.

afrikasu23

Bu sınıfa zekât vermenin amacı; imanı zayıf olanların imanlarını güçlendirmek yada kötülüklerinden güvende olmak veya onları hayra sevketmektir. Günümüzde bazılarını, İslâm’a vereceği zararları önlemek, İslâm’ın lehinde çalışmasını sağlamak yada internasyonal lobi faaliyetlerini yönlendirmek için bu fondan yararlandırmak mümkündür.

5) KÖLELER

Kölelikten kurtulmak, hürriyetlerini para ile satın almak isteyen kimselere de zekât verilir. Zekât fonundan yararlanılarak kölelerin özgürlüğüne kavuşturulması, İslâm’ın insan hürriyetine verdiği önemi gösterir.

HAPİS

6) BORÇLULAR

Borcu düşüldükten sonrasında, nisap miktarı malı kalmayan kimseler bu sınıfa girer. Başkasından malı yada alacağı olup da, bunu alması mümkün olmayan kimse de borçlu sayılır. Bu şekilde borcu yüzünden darda bulunan hiç kimseye zekât vermek borçsuz yoksula vermekten daha faziletlidir.

en_guzel_borc2

Şu sebeple borçlunun hürriyeti bir bakıma kısıtlanmış olur, onu bu sıkıntıdan kurtarmak gerekir. Başkasının malını yada canını kurtarmak, ara bulmak şeklinde sebeplerle borçlanan kimse varlıklı olsa da borçlular sınıfından yararlanabilir.

7) YOLUNDA OLANLAR

Kelime olarak “ALLAH yolunda” anlamına gelen “fî sebîlillah” tamlaması, terim olarak iki değişik anlamda kullanılmıştır. Birinci anlamı; İslâm’ı yüceltmek için bilfiil harpte bulunmaktır. Buna bakılırsa harpte olan mücâhitlere zekât verilir. Hatta İmam Şâfii ve Mâlik’e bakılırsa, muharebeye katılanlar içinde zengin-yoksul ayrımı da yapılmaz. Şu sebeple savaşçılar kendi beldelerinde varlıklı de olsalar, cenk bölgesinde kendi mallarından ayrı yerdedirler.

kuran_kursu2

Fi sebîlillâh’ın ikinci anlamı ise; ALLAH rızasına uygun ve O’na yaklaşmak için meydana getirilen her türlü hayırlı iştir. Buna bakılırsa ALLAH rızasını gözeten, hayır ve tâat niteliği bulunan işleri icra eden şahıs ve ve kurumlara zekât fonundan yardım yapılabilecektir.

8) YOLDA KALMIŞ KİMSE

Yolculuğa çıkan, iyilik ve yararlı bir iş için seyahat icra eden ve gittiği yere yardımsız olarak ulaşamayan kimse bu sınıfa girer. Hac, cenk, mendup ziyaretler yada tecim için meydana getirilen yolculuklar buna örnek gösterilebilir.

suriyeliyardim1

Yolculara, kendi beldesinde varlıklı de olsalar seyahat esnasında muhtaç düşmüşse, gideceği yere ulaştıracak kadar zekât verilir. Sadece bu şekilde bir yolcunun mümkün olursa zekât yerine borç alması daha hayırlıdır.

Kendi beldesinde malını yitirmek yada alacaklarını alamamak suretiyle muhtaç duruma düşen kimse de bu şekilde yolcu hükmündedir. Bunlar gereksinimleri kadar zekât alabilirler hemen sonra mallarını elde edince, almış oldukları zekâttan geri kalan miktarı başkalarına tasadduk etmeleri gerekmez.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

Kaynak : islamveihsan